Sonsöz gazetesi, üç gazeteye verdiği tam sayfalı cevapta şehitler üzerinden “gelir pastası” edebiyatı yapıp sanki yapılan haksızlığı bilmiyormuş gibi 240 şehidimizin üzerinden sürekli “gelir pastası” edebiyatı yapmaya kalkışmıştı.

Geçen yazımda belirttiğim gibi ilk sayfadan bol bol “dedikodu” yapıp hamasetle işi kotarmaya çalıştı.

“Sizin derdiniz ‘gelir pastası’, öyleyse alın sizin yüzünüze fırlatıyoruz bu pastayı” diye “kabadayılık” yapmıştı.

Buna benzer sahte bir “kabadayılık” daha yapmıştı. 27 Ocak 2016’da Basın İlan Kurumu başlıklı yazımda şu cümleyi kurmuşum:

“Devlet eliyle 12 gazete birleştiriliyor ve bir gazete (SONSÖZ) sanki bi yerlerden söz almamış gibi delikanlılık(!) yapıyor. Ama o delikanlılık bir yıl sürüyor.”

Bir gazete sürekli aynı yolu deneyerek yalan söylüyor. Şu cümlenin ağırlığı kadar “delikanlı” isen Ali Er, “yüzünüze fırlatıyoruz” dediğin cümlenin altında kalmazsın. Tükürdüğünü yalamazsın! Bekliyoruz! Şehitler üzerinden laf ebeliğini “kahve ağzıyla” yapmaya çalışman komiktir.

Şu Basın İlan Kurumu ile ilgili ilişkileri bugün yazmayacağım, bugün o malum bildirideki “yalanlara” devam edeceğim.

Üst perdeden yine şu cümleyi kurmuşlar:

“Gazetemizi itibarsızlaştırmaya ve paralel yapıyla canla başla mücadele eden yaklaşık 20 çalışanımıza FETÖ yaftası yapıştırmaya çalışan bu üç gazete hakkında gerekli hukuki süreç başlatılmıştır…”

Üç gazeteye cevap vereceğim derken işin içinden çıkamayan Ali Er bizi galiba başka şehirde yaşıyor, görüyor. Arkadaş biz aynı şehirde hava soluyoruz. Siz ne zaman 20 çalışanla gazete çıkardınız? Daha düne kadar Cihan Haber Ajansı’na kayyum atanınca sigortasız bir eski Zaman gazetesinin haber ajansından ayrılan muhabiri gazetenize almadınız mı? Şu anda SGK’lı kaç çalışanınız var? Peki, üç gazetede yapılan haberin hangi cümlesinde ya da hangi kelimesinde çalıştırdığınız muhabirlerle ilgili “FETÖ’cü” damgası vuruldu? Okuduğunu anlayamayan bir ekiple çalışıyor olabilirsiniz belki ama bu kadar açık bir şekilde “yalan” yazmak haber merkezinizi FETÖ’cü yapmaz ama gazeteci de yapmaz!

Tekrar edeyim:

Biz sizin ortağınızın FETÖ’cü olduğunu ve şimdi firar olduğunu yazdık. Sonra 13 maddelik sorular sorduk. Cevapları bekliyoruz…

Yine aynı skandal bildirinizde şu “okkalı” cümleyi kurmuşsunuz:

“Gazetecilik ahlak ve ilkelerini geçtik, siz vatan davasını da sattınız. 15 Temmuz nasıl ki Cumhuriyet tarihine kara bir leke olarak geçmişse, 10 Ağustos’ta gazetemize karşı yapılan bu menfur saldırı da aynı şekilde Malatya basın tarihine kara bir leke olarak geçecektir ve yine Yüce Türkiye Milleti 15 Temmuz gecesinde nasıl iradesine sahip çıktıysa kuşkusuz Malatyalı da bu hain saldırıya karşı gazetesine sahip çıkacaktır.”

Bu şehirde “Gazetecilik ahlak ve ilkeleri…” diye başlayan bir cümleyi Sonsöz’de görmeyi hiç tahmin etmezdim. Ben “dedikodu-hamaset” yapmam. Yine 9 Aralık 2015 günü “SONSÖZ SONDA KALDI” diye yazı yazmışım. Bir gün önce BUSABAH’da çıkmış haberin aynısını ertesi gün gazetenizde kaynak belirtmeden “kopyala-yapıştır” yaptığınızı yazmıştım.

Kafası biraz çalışan bir gazetecinin bir gün önce çıkmış imzalı bir haberin aynısını kopyalayarak bir gün sonra gazetesinde yarım sayfa vermesi ne gazeteciliğin etik kurallarına sığar ne de hukuka sığar!” demişim ama nedense şimdi “ahlak/etik” diyenler o zamanlar sus pus olmuştu. Halen cevap bekliyoruz! Sekiz ay önce gazetene alenen bu köşede “hırsızlık yapmışsınız” demişim ve bir kelime cevap verememişsiniz şimdi kalkıp “etik-ahlak” mı diyorsunuz!

Basın tarihine geçtiğiniz doğrudur!

İşi bir provokatör edasıyla kalabalıklara bağırıp olayı ajite etmenizin altında yatan duygu nedir?

Sizin tabirinizle Mayıs 2016’ya kadar bizim tabirimizle Ağustos 2016’ya kadar ortağınız FETÖ’cü, aranıyor. Neyin provokatörlüğünü yapıyorsunuz!

Biz diyoruz ki adam firarken nasıl devir yapılabilir?

Zaman gazetesinden Ekrem Dumanlı tutuklandığı zaman göstermiş olduğunuz gayreti, heyecanı ve üzüntüyü en son hangi şehidimiz için gösterdiniz? Mesela en son hangi şehidin cenazesine gittiniz Ali Er? Sadece merak ediyorum.

Tekrar ediyorum bu yaptığınız suçluluk psikolojisidir. Masum bir insan çok da büyük harf kullanmadan “Bilmiyorduk, FETÖ’cüymüş ortağımız, bizi kandırmış, öğrendiğimizde ortaklıktan çıkardık” der geçerdi.

Bu kadar.

Son olarak sürekli ve sistematik bir şekilde “Malatya’nın en çok okunan gazetesi” yalanını gerçekten inandığınızı düşünüyorum Ali Er! Altınızda çalıştırdığınız arkadaşlar size bizim bilmediğimiz veriler mi getiriyor önünüze.

Neye göre siz “en çok” ibaresini sürekli kullanıyorsunuz?

Açık açık yazıyorum: Yalan söylüyorsunuz!

Verilecek cevaba verilerle cevap yazacağım, benden bugünlük bu kadar.