İzmir’de anne ve babasını siyanürlü şerbet içirerek öldüren üniversite öğrencisi Mahmut Can Kalkan’a şizofreni tanısı konulması, şizofreni hastalığını ülke gündemine taşıdı.

Haberi duyduğumuzda “İnsan nasıl annesini babasını böyle öldürebilir” diyoruz şaşırıyoruz, “İnsanlığa ne oldu” diyoruz üzülüyoruz, çok üzülüyoruz. Ancak Murat’ın daha sonra şizofreni hastası olduğu ortaya çıktı.

Allah böyle bir olayı düşman başına vermesin. Lakin bu tarz hastalığı olan şahıslar sadece aileleri için değil, toplum içinde tehlikeli olabilir. Her gün öldürülen, kaçırılan, cinayete kurban giden çocuklar, gençler, yaşlılar var. İnsan bu kötü ölümleri duyunca “Kıyamet alametlerini yaşıyoruz galiba” diyor. Yoksa insan annesini babasını siyanürlü şerbet içirerek nasıl öldürebilir aklım almıyor. Anne ve babalar evlatları için canını verirken bu olay beni derinden üzdü.

Psikologlar da konuyla ilgili açıklama yaptı. Uzmanlara göre son zamanlarda yapılan beyin ölçümlerinde, şizofreni hastalarının beyninin ön bölgesi (karar verme bölgesi) iyi çalışmıyor. Beynin algılayan alanları ile yorumlayan alanları ve karar verme alanlarının birbiri ile bağlantısı kopuyor.

Beyin fonksiyonları ile ilgili son yapılan araştırmalar, şizofreni hastalığının ruh hastalığı değil, bir beyin hastalığı olduğunu gösteriyor. Ayak kırığına nasıl tedavi gerekiyorsa, şizofreni hastalığına da bir tedavi gerekiyor. Şizofreni, biyolojik bir hastalık, ruh hastalığı değil.

Şizofreni hastalığının bir beyin hastalığı olduğunu ve bunun tıpkı, nasıl vücutta bir yer felç olunca nörolojiye gidilerek tedavi olunması gerekiyorsa, bu hastalığı olanların da tedavi olması gerektiğini ortaya koyuyor.