İslâm tarihinde tasavvuf düşüncesinin ortaya çıkmasında, Müslümanların dünyevileşmesi ve dünya saltanatına dalması etkili olmuştur.

Özellikle ilk İslam devletleri olan Emevî ve Abbasî iktidarları, dünyevileşmiş ve dünya ihtişamına dalınca toplumdan kopmaya başlamışlardır.

Bunun sonucunda iktidar tarafından kırılan kesim ve gönül ehli insanların kendi dünyalarında yeni bir serinlik, yeni bir huzur iklimine sığınma arayışlarına girmesi tasavvuf düşüncesinin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

İslâm tasavvuf düşüncesinin felsefî, zihnî, ahlaki ve derunî boyutu gerçekten Müslümanların dindarlığını güzelleştirip kemale doğru yol almasında ona önemli bir katkı sağlamıştır.

Bu yönüyle tasavvuf, dinî düşünceye derinlik kazandırmış ve İslam toplumunda huzur adalarının oluşmasını sağlamıştır.

Oysa günümüzde dinî cemaatleşmeler ve tarikat örgütlenmeleri ortaya çıkış ve gelişim dönemlerindeki geleneksel sınırlarında kalsalardı; insanların ahlaki gelişimine, dindarlığına katkı sağlayarak toplumda sevgi, saygı, birliktelik ve hoşgörünün yerleşmesine ve toplumun sosyal bağlarının güçlenmesinde etkili olsalardı hem dine hem de topluma hizmet etmiş olurlardı.

Fakat görüyoruz ki özellikle dini cemaat adı altında örgütlenen bu yapılar öyle bir alana savrulmuşlar ki (bu arada hainlikte sınır tanımayan sapkın FETÖ hareketini cemaatten bile saymıyoruz) Müslümanların dindarlığını güzelleştirmek yerine, ekonomik çıkar ilişkisine, siyaset projesine, sosyal örgütlenme modeline dönüşmüştür.

Kendilerine menkul kutsal makam ve otoriteler edinmelerinin yanında, bu kutsallıklar üzerinden dünyevî projeler üretmişlerdir.

Bu durum, hem tasavvufa hem İslâm’ın o güzel dindarlık modeline büyük zararlar vermektedir.

Sonuçta bugün cemaat örgütlenmeleri; İslâm’ın ana ilkeleriyle ve akidevî esaslarıyla uyuşmayan bir yapı bir anlayış, bir bağlılık ve inanışlar üreterek varlıklarını güçlendirip hedefe giden “her yol mubahtır” sapkın düsturuyla yollarına devam ediyorlar.

Tabii burada dünyevileşmeyen sadece ve sadece ayet-i kerimede belirtildiği üzere iyiliği emreden kötülükten alıkoymaya çalışanları hariç tutuyoruz…