Gönüllerin Parti Meclisi'ni oluştururken çarşaf listeye ihtiyacın yoktur.


Bir demli çay eşliğinde kaleme gerek duymadan mırıldanırsın o isimleri...


"Yine bi gün otururken..." ile başlayan bir konuşmanın sonuna doğru bir isim dökülür ağzından.


O ismin daha ilk harfini seslendirirken, gönlündeki grup başkan vekili olduğunu hissettirirsin.


"Moralim çok bozuktu. Dip yapmıştım hayattaki fondipleri..." ile başlayan bir cümlenin sonunda gönlündeki Başbakan'ın ortaya çıkmıştır.


Şaşalı bir resepsiyona, şatafatlı bir ortama, gereksiz sevinç gösterilerine gerek yoktur başbakanını açıklamaya...


Hüzünlü bir anını anlatırken aniden yüzünde bir tebessüm beliriyorsa bil ki gönlündeki başbakan geçmiştir o anıdan...


Etraf sorar, merak eder...


"Gardaaş, sen ne diisin, biz neyik?" diye...


Gönlümüzün MKYK'sı dostlarla kaplıdır, merak etme...


Bu yalan dünyada meclis başkanın pulsuz olabilir ama elindeki tüm pulları sualsiz vermeye hazırdır gardaş...


Hayat Dallas'a dönmüş olabilir ama biz daha Ekmek Teknesi kıvamındayız. Bizimkiler'i bi kere koymuşuz meclisimize...


Uzaktan akrabalarımızdır...


Amcaoğlumuz, dayıoğlumuz ve teyze oğlumuz çoktur bu hayatta...


Hepsi de Kazlıçeşme'den yerini almıştır.


Çay ocaklarından kafelere geçemeyen gönlümdeki partili dostlarıma sesleniyorum:


İçtiğimiz çay beş lira olmayabilir ama o yetmiş beş kuruşa içtiğimiz çayın tadı bir başkadır. Bu tadı veren ne paradır ne de o dumanlı ortamdır.


Bu tadı veren o ortamdaki doğallıktır.


Gönlünüzün parti meclisini oluştururken fazla düşünmeyin. Çayı zevkle içiyorsan bil ki yanındakinin yüzündendir.