Pazar günü daha çok mücadele eden ve kazanmayı isteyen kazandı.
Futbol onları özlemişti onlar da futbolu. Dolu dolu günden kalanları da yazmak bizim görevimiz olsun.
Malatyaspor daha maçın başında oyunu rakip alana yıktı. Kendine güven eksiksizdi. Sahaya yayılış, yardımlaşma ve futbol zekâsı tam puandı.
Defans kapısını kilitlemişti. Orta alan çift yönlü mücadelenin köprüsüydü, presi de iyi yaptılar, atağa da iyi çıktılar.
Sarı kırmızılıların hem bireysel hem de takım ruhu olarak, rakibin çok üzerinde olduğunu gördük.
Bu galibiyet hiçbir katkı maddesi olmayan, tamamen organik bir zaferdir. Bu takım, kendi içindeki ihanete bile yenilmeyecek kadar aşk doluydu.
Elazığspor karşısında Malatyaspor’u izleyenler bir off çekti derinden.
‘Ne güzel şeymiş’ dediler, ‘futbol oynayarak’ kazanmak.
Gördük ki; futbolun hakkını verdiğiniz zaman futbol kimseye borçlu kalmıyor.
Gördük ki; alın terine mücadeleye hiçbir şey yanlış yapamıyor.
Sahada mücadele eden tüm futbolcuları (Hüseyin Kar hariç. Çünkü onun Malatya’dan aldığı, verdiğinden fazla) ayakta alkışladık. Ancak arkadaşlarından daha fazla mücadele edenlerin de haklarını teslim edelim.
Uzun zamandır iyi oynayan Sadık maçın dalga kıranıydı. Müsabakanın her anında emir ve görüşe hazır bir asker gibiydi. Malatyaspor defansının, “kuş uçmaz kervan geçmez” görüntüsüydü. Böyle devam et Sadık, yolun çok açık.
Ali Sakal’a bakınca; ‘basit oynamak, mücadele etmek kadar asil bir şıklık yoktur’ dedim. Her maç varını vermekten kaçmayan, canı çıkana kadar koşan, boyu kısa, yüreği kocaman adam. Kazandığın her kuruş ananın ak sütü gibi helaldir.
2 işi bir arada yapmaya çalışan mektepli Umut Nayir’i seyretmeye doyamadım. Akıl ve enerjiden oluşan bir yapısı var. Hiçbir pozisyonu küçümsemiyor. Elazığ defansının kimyasını bozdu. Rakip savunmayı dağıtabilecek santrafor modelini en iyi uygulayandı. Belki gol atmadı ama daha hayırlı işler yaptı.
İnce hesapların yapıldığı şehrimizde Osman Fırat’a ayrı parantez açıyorum. Öncelikle zarafeti için. Çünkü profesyonel futbolculuk sabrın ustalığıdır. Her şeyden önemlisi giydiği formanın asaletinin, emrini yerine getirmektir. Osman Fırat’ın yedek kaldığı günlerde bile bir kere olsun yüzünün düştüğünü görmedik.
Hiçbir kışkırtıcı cümleyi sufle etmedi arkadaşlarına. Sessizce sırasını bekledi. Sahaya çıkınca da takır takır futbolunu oynadı. O yüzden Osman’ın Malatyaspor’daki varlığı efendiliğin tarihini yazmaktır.
Skora katkısıyla günlerden Sunday olduğunu bir kez daha kanıtladı Mba. Kendisine verilen görevi en iyi şekilde yapmaya çalışırken, gol vuruşlarında da beceriliydi.
Müsabakanın kırılma anları diyebileceğimiz dakikalarda 2 kritik kurtarışa imza atan Vedat, rakibin maça ortak olmasını önledi. Oyuna ikinci yarı dahil olan ve fiziksel olarak da her geçen gün iyiye giden Sedat Ağçay, tecrübesiyle 2 – 0’dan sonra oluşabilecek rehaveti ve paniği engelledi.
Her ne kadar 3 – 0’lık skorla kazanan Malatya olsa da günün bir diğer kazananı da Elazığlı dostlarımızdı. Ligin ilk yarısında Malatyalıların gösterdiği misafirperverliğin altında kalmadan bağırlarına bastılar Malatya’dan maça gidenleri. Malatya ve Elazığ’daki maçlar böylesine dostane geçmişken, lütfen bu güzel havadan bir daha ayrılmayalım, eski günlere dönmeyelim.
Son yazımda bu takımı yağcılık değil, eleştiri yola getirir demiştim. Belki zaman zaman bize kırıldılar, belki biz de bazen kantarın topuzunu kaçırdık. Ama İyi futbol ve sonuçların alındığını görünce bizim de doğru eleştirilerle katkıda bulunduğumuzu gördüm.
Yalan değil sezon başından beri bu filmi ilk defa seyrediyoruz, bundan sonraki haftalar inşallah kapalı gişe olur. Futbolcular yeni keşfettikleri yolda doğru yürümeye devam ederlerse kendilerini bulurlar. Yanlışa saparlarsa filmi başa sararlar.