Kim aramaz ki geçmişini, kim istemez ki o eski günlere yeniden dönmeyi? Hepimiz özleriz çocukluğumuzu ve o günlere dair anılarımızı. Büyüklerin küçüklere gösterdiği sevgi, küçüklerin büyüklere gösterdiği saygının yerini gerçek anlamda bulduğu o günlerin geride kaldığını görmek üzücü. Paradan çok dostluğun, arkadaşlığın önem arz ettiği o günlerden paracı bir toplum olduğumuz günlere nasıl geldik? Ekmeği için mertçe mücadele verilen günlerden, haksız kazanç elde edilen günlere geldik. Mahallemizdeki bakkal amcadan yaptığımız alışverişin tadını şimdi sıralı marketler vermese de mahkûm kaldık yeni jenerasyona. Hiçbir şeyi israf etmeden tek çeşit yemekle karnımızı doyurduğumuz o güzel günleri özlesek de vazgeçemiyoruz yeni nesil programlarından.

KENDİNİ CEZALANDIRAN TOPLUM OLDUK

Çocuklar mahallenin neşe kaynağı iken yetişkinlerin koyu sohbeti vazgeçilmez sinema filmlerimizdi adeta. Şimdi bırakın bir çocuğu sevmeyi ona sevgi ile bakamaz hale geldi toplum. Top sahası olmasa da çocukların bir bahçeyi mesken edip oynadığı oyunları izlemek ne kadar keyif vericiydi oysaki. Piknik dönemin çocukları için çok lükstü çünkü onlar için mahallenin her bir köşesi piknik alanıydı. Akşamın ilerleyen saatlerine kadar çocukların sesi yankılanırdı mahallelerde. Kız çocuklarını, yeşil otlar ile yol kenarlarına çizdiği sek sek oyununu, ellerinde örgüleriyle izleyen annelerimiz şimdi bir odaya hapis edilmiş resmen. Dönemin en lezzetli içeceği olan kayısı kolası kazandıran maçlar oynayan çocukların neşesini ve geçici kavgalarını izlemek ne de güzeldi. Kavgalarımız uzun sürmez, dostluklarımız bitmezdi asla.

SORULAR, SORULAR, SORULAR…

Ne oldu peki bu topluma, ne çabuk unuttuk geçmişimizi? İnsan hayatını hiçe sayan vicdansızlıkları ne ara hak gördük aynı havayı soluduğumuz insanlara. Çıkar için, menfaat için ne ara bu kadar zalim olabildik? Sorgulamamız gerekmiyor mu kendimizi? Mahallemizdeki bakkal amcamızı, develeme oynadığımız sokakları, salçalı ekmek yediğimiz manzaralı yerleri tekrar getiremeyiz belki ama kendimizi sorgulamalıyız belki de. Neden bu kadar kötü olduk, neden bu kadar acımasız olduk,  yeni nesle ayak mı uyduruyoruz, yoksa buna mecbur mu bırakılıyoruz? Yaşadığımız depremler sonrasında insanların ağzına pelesenk olan bir cümle var ki bu cümlenin içerdiği anlam çok şeyi ifade ediyor. “BU DEPREMLERDE ADAM ETMEDİ BİZİ.”