Bugün Mevlâna Celaleddin Rumi’yi, günümüzdeki etkilerini inceleyeceğiz. Binlerce şiiri arasından seçim yapmak oldukça zor olsa da, bir dörtlüğüne ve “Bu ayrılık” şiirinin bir bölümüne de göz atacağız.
Dini yorumlayış ve yaşayış biçimi olarak şimdiki insanlardan farklı, gerçek, samimi bir insanmış Mevlâna. Manevi konularda kul ile işi olmamış, inandığı gibi yaşamış. Hikâyeye göre Şems onu sık sık şarap almaya gönderirmiş. Başta utana sıkıla gitse de hiç içmeyeceği şarabı almaya, daha sonra umursamadan, ‘el âlem ne der’ diye utanmadan alıyormuş. Bu, Mevlâna için bir sınavmış ve önemli olanın Hakkın diyeceğinde, Hakkın bildiğinde olduğunu öğrenmiş.
Mevlâna zamanın en büyük şairlerinden ve Türk kültüründe de çok önemli bir yere sahip bir yazar. Dini yorumlayış biçimi ile de gerçek bir dindarmış. Türk Edebiyatındaki birçok yazar da Mevlâna’dan beslenmiş. Divan Edebiyatındaki yüksek etkilerinin dışında, günümüze kadar birçok yazarı etkileyen bir kaynak olmuş Mevlâna. Bu bakımdan Türk edebiyatında Mevlâna’nın yeri, etkilediği yazar da tartışılmazdır.
“Kusuruma bakmayın benim, dostlar,
bağışlayın beni.
Ben davullara, bayraklara aldırmayan
bir padişahın yoluna düşmüşüm,
deli divane olmuşum.
Çok uzaklardan yürüyen bir adam gibiyim ben,
çok uzaklardan geçen bir hayal gibi.
Ama yok da sayılmam hani,
var olan bir şeyim ben.” (Bu ayrılık)
Divan şiirinin son büyük şairi Şeyh Galip de Hüsn-ü Aşk’ı yazarken Mesneviden yararlanmıştır ve bugün Cumhuriyet Edebiyatından birçok şair ve roman yazarı da Mesnevi ile Hüsn-ü Aşk etkisiyle eserler vermeye devam ediyor. Bu bakımdan sadece kendi döneminde değil, bugün için de bir yol gösterici olmuştur Mevlâna. Bugün postmodern edebiyatın en güzel örneklerini veren Orhan Pamuk da metinlerarasılık ile bu üstadların eserlerine konuk olmuş, onların hikâyelerinden etkilenmiştir.
Dünya çapında bilinen Mevlâna Celaleddin Rumi eserlerinin yanında hayat görüşü ile de ışık olurken gelecekte de yol gösterici olacaktır.
“Sığ suları en hafif rüzgârlar bile coşturabiliyor/Derin denizleri ise ancak derin sevdalar./Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her şey susuyor, /Anladım ki, susan her şey derin ve heybetli.” Böyle düşündüğü için ise “Huyumuz sadece susmak olmuş bizim, susmak” demiş.
“Bu kupkuru yerde yakınmadan gayri ne gördük,
Bu kupkuru yerde ne gördük zulümden gayri”
Böyle demiş Mevlâna “Bu Ayrılık” şiirinde asırlar önce. Ve asırlar sonra bu kupkuru yerde yakınmadan ve zulümden başka bir şey gören var mı?