Gazeteleri internetten okuduğumuz günden beri sürekli bi şeyler değişiyor. Sayfalar yenileniyor, temalar değişiyor, tıklanmalar çoğalıyor. Gazete haberindeki bir günlük kayıp ya da gecikme, internet ile son bulmuştur. Eskiden bu tür siteler gazetelerin kopyası gibi olurdu. Ve pek değer verilmezdi.
Mesela, Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmeni Enis Berberoğlu’dur. Ama www.hürriyet.com.tr sitesinin genel müdürü Fatih Çekirge’dir. Farklı bir el yönetir. Türkiye’de internet gazeteciliği belli bir noktaya getiren bir insandır. Pazartesi basılan gazetenin internet sitesi Salı günkü haberleri vermektedir. Köşe yazılar, röportajlar ve ekonomi sayfaları haricinde günde en az 5 ya da 6 kere güncellenir. Burada Hürriyet’i örnek göstermem, bu konuda öncü olmasından dolayıdır. Günde 2 milyon tekil ziyaretçinin uğradığı bir site kendini ve okuru sürekli düşündüğü için bu hale gelmiştir.
Maalesef diğer gazetelerin internet siteleri bu konuda zayıf ve geri kalmışlardır. Diyelim ki ana sayfada bir haber linki var. “Dünya’nın en zehirli Akrep’i Türkiye’de görüldü.” diye bir haber. Bunu tıklayan bir okur, direkt o habere yönlenmez diğer gazete sitelerinde. En az 15 sayfalık bir geçişten sonra o Akrep’i görürsün. Aldatmaca ya da görmek istenilen haber hemen verilmez. Çünkü okurun uzun süre kalması içindir bu tür numaralar. Ama yukarıda bahsettiğim gazete sitesinin bunu yaptığını görmedim.
***
Haber mi yoksa köşe mi tartışması sürekli yapılır. Ve gazeteciler genelde “haber” der bu tartışmada. 2 milyon tıklanması olan bir gazetenin köşecileri sizce kaç kez tıklanıyor günde? Popüler yazarların günde ortalama 10 bin tekil ziyaretçisi varmış. Ne kadar az değil mi? Hızın artması ile beraber bir paragrafı geçen yazıları okumak gün geçtikçe düşüyor.
Twitter’da 800 bin takipçisi olan bir yazarın günde sadece 10 bin kişi tarafından okunması tartışılabilir bir konudur. 140 karakterin 400 kelimeye baskın geldiği, paragrafların yarım cümlelere tercih edildiği bir dönemdeyiz. Okumanın değil de, okuyanın izlendiği bir dönem, bahsettiğim. Youtube’daki bir videonun izlenme sayısı, Nobel ödülü almış bir romancıdan daha fazla okunmasından kaygı duyan çok az kişi vardır. Hilal Cebeci’nin takipçi sayısı Peyami Safa’nın okurlarından daha çok olmasının sıradan ve korkutucu görülmediği bir yüzyılda “köşe” yazmak ve okunmak bana inanın çok korkutucu geliyor.
Peki bu hız nereye kadar sürecek? Okunmanın tamamen yok olduğu bir dönemi görecek miyiz?
Bilmiyorum…