Malatya’da ikinci üniversite konusu tartışılırken ve bu yapılacak üniversitenin nerede olacağını dert edinen gazetecilerin yanı sıra ben Malatya’nın ikinci üniversite olayını biraz irdelemek istiyorum.
Bir üniversitenin yerini belirleme konusu yerel yöneticilerin işidir ama yeni bir üniversite kurulurken mevcut üniversitenin bazı sorunlarını görmezden gelemeyiz.
Sosyal medyada imza kampanyası yürüten İnönü Üniversitesi’nin taşıma sorunu ortadayken, ikinci bir üniversitenin yeri nerede olacak sorusu üzerine fikir beyan etmek saçma olur.
Bu sorun direkt rektörlüğün sorunu olmayabilir ama yerel yönetimlerin bu sorunu görmezden gelmesi gariptir.
Tabii ki ikinci üniversiteyi ben de isterim fakat mevcut sorunlar ortadayken ve bu mevcut sorunları dillendirmeyen bazı gazetecilerin ikinci üniversitenin yerini dert edinmesi bana çok saçma geliyor.
Bu saçma gördüğüm olayı İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemil Çelik’in son konuşmasına bağlamak istiyorum.
Geçen perşembe günü İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Işık, “Marka Şehir Olma Sürecinde Türkiye’de Malatya İmajı” konulu araştırmayı bir basın toplantısı düzenleyerek kamuoyuna açıklamıştı.
O toplantıda Sayın Cemil Çelik, aynen şu cümleleri kurmuştu:
“Ben biliyorsunuz yedi buçuk yıldır İnönü Üniversitesi’nin üst yöneticisi olarak görev yapıyorum. Ama sahada gördüğüm en büyük şey; üniversitenin ne kadar gelişmeye ihtiyacı varsa Malatya medyasının ve burada çalışanların da kendilerini yenilemeye ihtiyaçları var. Çoğu arkadaşımızın haberlerini copy-paste (kopyala-yapıştır) olarak bir yerden alıp kullandıklarını, emek sarf etmeden başka insanların emeğine ortak olduklarını görüyorum. Bunlar tasvip edemeyeceğimiz şeyler değil…”
Normal şartlar altında bu cümleler olay olurdu…
Son zamanlarda bu kadar açık konuşan çok ağır diye hitap edeceğimiz kelimeler kuran Sayın Çelik’e normal şartlar altında o konuşma esnasında gazeteciler soru sorardı.
Kimi kast ediyorsunuz, diye bir soru sorulurdu. Fakat sorulmamış!
Aslında Sayın Çelik, tamam biz o kadar iyi değiliz, yenilenmedik ama siz de gazeteci değilsiniz demeye getiriyor.
Tamam, biz sadece karaciğer nakli konusunda öne çıktık ve diğer konularda vasat kaldık ama siz de emek hırsızınız, demeye getiriyor bence…
Tamam, biz o kadar iyi değiliz ama siz bırakın iyiyi çok kötüsünüz, demeye getiriyor.
Bu konuşmanın bende bıraktığı izlenim budur…
Konuşma 24 Aralık Perşembe günü yapılıyor. Gazeteler ise 25 Aralık Cuma günü yayımlıyor.
Gazeteler derken sadece bu konuşmayı Yeni Malatya gazetesinden Güler Hazar ve BUSABAH’tan Türkan Yıldız veriyor.
Sadece bu kısmı dahi skandaldır!
Tüm basının önünde Sayın Rektör, çoğu gazetecinin haberleri çalıntıdır ve emek hırsızlığı yapılıyor, diyor ama buna ses çıkarmayı bırak o kullanılan cümleleri gazetelerinde dahi yer vermiyorlar.
Bu apaçık bir kabullenmedir!
Cuma günü çoğu yerel internet sitelerine de baktım. Sadece malatyahaber.com vermiş o skandal cümleleri…
Hangi gazete ve gazetecilerin o cümleleri üstüne almadıkları belli…
Belli de ama inanın diğer gazetelerin herkesin gözüne baka baka bu cümleleri yutması çok gariptir.
Burada ben kimseyi töhmet altında bırakmıyorum ama töhmeti kabullenen o cümleleri gazetelerinde ve internet sitelerinde yer vermeyenler üzerlerine çekmiştir.
İşte bu yüzden Sayın Cemil Çelik’i tebrik ediyorum.
Hatta teşekkür ediyorum…
Fakat sadece bir soru sormak istiyorum:
Kopyala-yapıştır mantığı ile gazetecilik yapan çoğu arkadaş, diye hitap etmişsiniz. Bunları ifşa etmemişsiniz. Keşke işini layıkıyla yapan ve emek hakkını gözeten ve sadece kendi haberlerini yapmaya çalışan gazetecileri de keşke ifşa etseydiniz.
Zaten bu cümleleri kabullenmeyenler belli de ama siz niye dürüst gazetecileri ifşa etmediniz?