Bazı maçlar vardır iç sahada berabere kalsanız 2 puan kaybedersiniz, bazı maçlar da vardır ki iç sahada 1 puan bile alsanız, değerlidir. Samsun müsabakası ve alınan sonuç tamamen buna endeksli bir karşılaşmaydı. Skor olarak iyi işler yapan takımın özellikle son haftalarda oyunsal anlamda da üzerine koyarak gittiğini zaten görüyorduk. Samsun karşısında sergilenen futbol Yeni Malatyaspor adına çıtayı bir adım daha yükseltti.
Bu ligin tartışmasız en kaliteli takımlarından biri olan Samsun karşısında böylesine üst düzey mücadele herhalde İrfan Buz’un da dediği gibi “ilk yarının en iyi futboluydu”
Takım bütünlüğünü ve elindeki kadroya göre kompakt oyunu iyi beceren Yeni Malatyaspor, bu karşılaşmada da doğruları yaptı. Sahada öne çıkan oyuncular da yine aynıydı. Başarılı bir kaleci Vedat, diri ve istekli Sadık, kıpır kıpır üretken İrfan Başaran ve Milli takımdan özgüven patlamasıyla dönen bir Azubuike performansı izledik. Ancak tüm takımın içinden öyle birisi vardı ki şeref kürsüsü bu hafta tamamen ona ait.
Dualarımız onunla
Malatya’da forma giyen futbolcuları 1980 yılından itibaren adım gibi bilirim. Çok karakterli, dürüst, ahlaklı ve şehri inanılmaz sahiplenen oyuncular gördüm. Son 2 sezondur giydiği Yeni Malatya formasını kanının son damlasına kadar terleten Ali Sakal’da artık bu şehrin unutamayacağı oyuncular arasına girmiştir. Geçen yıl doğan ikiz bebeklerinden birini doğumdan hemen sonra kaybetmesine rağmen maçlara çıkmış, aslan gibi mücadele etmişti. Şu günlerde de diğer bebeğinin yoğun bakımda olmasına rağmen Malatya’daki namuslu ve onurlu mücadelesinden vazgeçmeyen Ali, bir babanın en zor günlerini nasıl da içine gömdüğünü gösterdi bize. Ali Sakal’ı hem performansından hem de bu cefakar davranışından dolayı tebrik ederken, Yüce Allah’tan yavrumuzu Ali Sakal’a bağışlamasını temenni ediyorum.
Ümit Hoca’ya ayıp ediyorlar!
Gelelim maç sonrası yaşananlara… Samsun camiasının Malatya’ya gelirken son 1 haftada yaşadıklarını zaten duymayan, bilmeyen yok! Böyle bir atmosferde Samsun’dan Malatya’ya gelerek, Ümit Özat’ın basın toplantısını provoke eden Samsunlu gazeteciler, Türk futbolunun yetiştirdiği en karakterli isimlerden birine ayıp ettiler.
Ümit Özat’ın futbola nasıl başladığını, tırnaklarıyla kazıyarak nasıl zirvede kaldığını, Fenerbahçe gibi bir kulüpte nasıl yıllarca kaptanlık yaptığını en iyi bilenlerdenim. Hayatında bir gün bile futbolun namert yüzü için eğilmemiş, bükülmemiş hep çelik gibi dim dik kalmış bir adam oğlu adamdan bahsediyoruz.
Böyle bir futbol emekçisine sahipken, bir şehrin basın mensupları ondan yararlanmak yerine neden kavga eder bir türlü anlayamıyorum. Plakası gibi 55 milyon borçla zor günler geçiren Samsun camiasını ayakta tutan Ümit Hoca’nın gördüğü muamele bu olmamalıydı. Ümit Hoca’nın açıklamaları çok net. “Samsun basınından 2 kişi yalan haber yaptı, diğerleri onları dışlamak yerine, bu pisliği üzerine aldı” diyor.
Bakın senaryo aynı. İşini hakkıyla yapan tüm spor yerel medyası tabii ki başımızın üstünde ve onlar da bu işin bir parçası. Ama Malatya’da bile görmüyor muyuz kocaman bir camiayı bozan, yancılık yapan birkaç kişiyi…
Samsun’dan sırf bu maç için buraya gelen ve Ümit Özat’ın konuştuğu sırada toplantıyı terk edenler, bu dağ yürekli adamı akıllarınca Türk futbolunda lekeleyeceklerini mi sanıyorlar? Kaldı ki Samsun yerel basınının Ümit Özat’a karşı başlattığı aşağı çekme kampanyasına; yönetimin, futbolcuların ve taraftarın destek olmaması da olayın bir başka yönünü gösteriyor.
Gün geçtikçe kirlenen futbolumuzun Ümit Özat, Bayram Bektaş, İbrahim Üzülmez, Osman Özköylü, Cihat Arslan ve Fatih Tekke gibi duruşlu, dürüst ve karakterli yeni nesil teknik adamalara ihtiyacı var. Ülke futbolunun bu sayıları çoğaltması gerekirken, bu değerle kavga ediyor olması gerçekten üzücü.