‘Kadının yeri ne olmalı?’ sorusuna birçok cevap verilebilir. Ancak her halükarda kadın, mutfakta en güzel yemekleri bizim için pişiren ve içine sevgisini de katan bir kraliçedir.
Geçen hafta Ankara Devlet Tiyatroları’nın Sabancı Kültür Merkezi’nde sahnelediği ‘Kocasını Pişiren Kadın’ adlı oyunu izledik. Seyirci her zamanki gibi yoğun ilgi gösterdi oyuna. Bence diğer illerde yaşayan tiyatro seyircisi de Malatyalı seyirciler gibi olsa bitmeyen okul olan tiyatrolar, toplumumuzu daha ileri ufuklara taşır ve toplumsal kalkınmamızda daha hızlı bir ivme kazanırız.
Oyunun konusu kadın ve erkeğin aile çatısı altında yaşadıklarından hareketle bir yuvada huzursuzluğun varacağı noktaydı… Bir kadına doğumundan itibaren alışılmış görevler verilmekte. Örneğin yemek yapmak, evi temiz tutmak, çocukların bakımı ve terbiyesi ile ilgilenmek ve çoğu zaman bu arada çalışıp eve katkı sağlamak gibi. Erkeğin ise yükü kadına göre daha az ve erkek, kadının yanında daha rahat bir konumda. Kadınlar zarif yaratılan ruhu ve kırılgan iç dünyasına rağmen çocukları söz konusu olunca ve annelik makamına geldiklerinde insanlığı şaşırtacak kadar fedakar olabiliyorlar. Bu anlamda kadın, değme erkeklere taş çıkartacak kadar kuvvetli içsel güdülerle hareket eden üstün bir yaradılışa sahiptir. Ve onlara kimse görev veremez. ‘Sen kadınsın; yemek yapmak ve evi düzene sokmak senin görevin’ diyemeyiz. Biz erkekler bu konularda beceriksiziz ve bir kadın karşısında çaresiziz. Yani bizim onlara çok ihtiyacımız var. Şu gün hala evde bize yemek pişiren eşimiz annelerimiz var ise onlara minnettar olmamız gerekir.
Oyunda, kocasına yıllarca hizmet eden bir kadının haksız terk edilişini izledik. Dedim ya kadınlar bizim düşündüğümüzden daha güçlüdürler diye… Terk eden kocasından muhteşem şekilde intikam alan kadın topluma belki de şunu söylemek istiyor: Biz kadınlar siz erkelerin hizmetçisi değiliz. Sizi seven, her zorlukta sizin yanınızda duran, ocağınızın ateşini yakıp sizin karnınızı doyuran, yeri geldiğinde tarlada çiftlikte sizin yükünüzü sırtlayan, soğuk beton yığını şehirlerde sizin yuvanızı ısıtan, çocuklarınızı sizden çok sevip koruyan ve onlara can katan eşleriniziz. Tüm bunları ve daha sayamadığımız nice şeyi sırf sizi sevdiğimizden yapıyoruz ve karşılık olarak da sevgi istiyoruz. Üstelik bu sevgi kalbe gizlenmemeli. Somutlaşarak bir gül demeti olsa ya da bir şairin şiirleri bir sayfaya yazılarak ellerimize tutuşturulsa… Yaptığımızın karşılığını sevgi ile almak istiyoruz. Çok şey mi istiyoruz?
Oyun muhteşemdi. Bize bizi anlatan muhteşem güzellikteydi.
26-27 Şubat tarihlerinde Şahin Örgel’in yazdığı ve Bursa Devlet Tiyatroları’nın oyunlaştırıp sergileyeceği
‘Aşk Bir Şey Değildir ‘ adlı oyunumuz Sabancı Kültür Merkezi’nde sahnelenecek. Herkesi oyunumuza bekliyoruz.
Hoşça kalın…