Yeni Malatyaspor 2-1 kazandığı Giresunspor müsabakası ile beraber birçok ilki de gerçekleştirdi. Ligin 8. haftasında ilk maçına çıkan teknik direktör İrfan Buz’la gelen bu galibiyet bir anlamda camiaya ve taraftarlara umut aşıladı. Hiç kimse kısa bir süre içerisinde takımın yeni hocası ile bu kadar mesafe kaydederek müsabaka çıkaracağını doğrusu beklemiyordu.

Giresunspor maçıyla beraber deplasmanda ilk galibiyetimizi almış olduk. Dışarıda ilk golümüzü de bu karşılaşmada kaydettik. Yeni Malatyaspor takımı bu müsabaka ile beraber geçen 7 haftayı da düşünürsek en fazla topla oynadığımız, pas yaptığımız ve fazlaca gol pozisyonuna girdiğimiz karşılaşmayı geride bıraktık diyebilirim. Sezon başından beri ilk defa bir müsabakada sadece koşarak değil, aynı zamanda oyuna hükmederek rakibimize gücümüzü kabul ettirerek karşılaşmayı tamamladık.

Geçen maçlarda oyuncuların iştahı belki yetersiz değildi. Mücadele olarak sahada çoğu zaman ellerinden geleni yapmaya çalışıyor, lakin geriye düştüğümüzde oyun disiplininden kopuyor ve defolarımız ortaya çıkıyordu. Karabük, Antep beraberliklerin de ve Alanya galibiyetinde coşkumuz, isteğimiz var ancak göze hoş gelen oyunumuz son derece yetersizdi. Anlayacağınız geçen 7 müsabaka da 3 - 5 pası bir arada yapamayan, sadece sahada rakibi ile iyi mücadele eden bir Yeni Malatyaspor benliğimize kazınmıştı.

Bu müsabaka; oynadığı son 4 maçı kaybeden Yeni Malatyaspor kadar kötü gidişat içerisinde bulunan ve ligde bizim gibi alt sıralarda yer alan Giresunspor için de önemliydi. Top bizde iken ayağa paslarla, panik yapmadan devamlı oynamaya çalışan takımımız, top rakipte iken ise devamlı rakibe baskı yaparak, ( hem de rakip sahada) alan daraltarak, oynatmamaya çalıştı. Mba’nın füzesi ile erken gelen golün işimizi kolaylaştırdığı gözlense de müsabaka boyunca bu oyun anlayışından taviz vermeden devam etmemiz önemliydi. 2. yarıda Musa Sinan’ın hatasını devam ettiren Kemal’in kısa göğüs pasında rakip adına belki de maçın en önemli pozisyonunu kurtaran Vedat, İskender’in atacağı golün de müjdesini verdi. İki dakika sonra aynı şekilde rakip defansın hatasını (Ramazan’ın takipçiliği de önemli) İskender affetmedi ve ligdeki ilk golünü attı. Kalan 25 dakikalık süre içerisinde yediğimiz beraberlik golü haricinde, verilen yanlış ofsayt kararları ve kaçırdığımız 3 - 4 net pozisyonlar ile maçı tamamladık.

Takım halinde göze hoş gelen ve iyi mücadele edip kazandığımız bu müsabakada ön plana çıkan bazı oyuncular vardı. Kaleci Vedat yan toplarda kusursuzdu. Kritik bir zamanda Abdulaziz’in şutunu çıkararak belki de maçın kader adamı oldu. Stoper olarak görev yapan Sadık müsabakanın en iyi futbolcusuydu diyebilirim. Özellikle gelen bütün topları rakipten önce müdahale etme isteği ve bunu başarıyla uygulaması çok önemliydi. Orta sahada Azubuike her zamanki gibi maçın en çok koşan futbolcusuydu. Bunun yanın da diğer müsabakaların aksine topları daha olumlu kullanıp, zaman zaman da hücuma destek verdi. Mba güzel bir gole imza atıp takıma özgüven getirdi ve çıkana kadar temposunu hiç düşürmedi. Musa Sinan tam anlamıyla hazır görünmese de ara sıra yaptığı driplinglerle kalitesini gösterdi. Maç öncesi TRT yorumcusunun dediği gibi takımın her zaman iyi durumda olan İskender’e ihtiyacı var. Attığı gol bu anlamda çok değerliydi.

Futbolun her türlü sonuca açık olduğunu bilerek ve sahada sergilenen oyunun zaman zaman skora yansımadığını görerek şunu belirtmek isterim ki; Yeni Malatyaspor bu oyun ve mücadele karşılığın da Giresunspor deplasmanın dan 3 puanla dönmeseydi çok yazık olurdu. İrfan hocanın kısa bir süre içerisin de takıma çok şey kazandırdığına bu müsabaka ile şahit olduk. Oyuncuların bireysel olarak bu özelliklerini, takımın genel olarak bu performanslarını gördükten sonra artık benim gibi futbolseverlerin de Yeni Malatyaspor’ dan beklentisi olacaktır. Oyuncularımızın, Denizli maçıyla beraber, Giresunspor karşısında oynadıkları futbolu tekrarlayıp, bu çıtanın altına düşmemeleri önemlidir.