Her canlı muhakkak bir gün ölümü tadacak. Bunu biliyoruz değil mi?

Zaten her zaman duyduğumuz ve gördüğümüz şeyi nasıl inkar edebiliriz ki. Peki kendi ölümümüzü hiç düşündük mü…?

Farzet ki sen öldün.

Hem de hiç beklemediğin bir zamanda, kendine genç sağlıklı ,dinamik dediğin günlerde farzet ki sen öldün. Hep ertelediğin ölüm, hesaba katmadığın ölüm, sana genç yaşta geldi.

Aileni, en yakınlarını aradılar, alo falanca sizin evladınız mı, evet dedi telefona cevap veren, şey evladınız malesef öldü. Ne siz ne yanınızdakiler sizi hayata döndüremiyorlar. Artık ölüsün. Seni tek kişilik odaya aldılar, morgdasın, herkesin adından bile ürperdiği yere aldılar seni, buz gibi bir mekan. Az sonra sevdiklerin ağlaşarak başına üşüşecekler, belki o değildir başkasıdır diye içlerinden geçirecekler, ama nafile ölen sensin.

Seni koydukları ölü torbasının yüz tarafı en sevdiğin tarafından açılacak, daha dün belki de birkaç saat önce konuştuğun, beraber yemek yediğin eğlendiğin kişilere cevap bile veremiyorsun, ne onlar seni gördüğüne sevinebiliyorlar nede sen onları gördüğüne. Ne den mi? Cevabı çok basit, çünkü sen artık ölüsün..

Sen o soğuk mekanda, ürpertili mekanda dururken, en sevdiklerin tek kişilik o daracık yatağının (kabrinin)kazılması için yetkilileri aramışlardı.. farkındamısın herkes seni gözden çıkardı.. artık kimse sana isminle hitap etmiyor, sana rahmetli veya ölü diye hitap ediyorlar. Mevkin, Makamın kimsenin umrunda değildi artık.. Ölenlerin ilan edilmesi için kurulan gruplarda artık senin ismin dolaşıyor, herkese mesaj ulaştı, falanca kişi hakkın rahmetine kavuştu. Telefona bakan şaştı kaldı, daha dün yemek yedik, kahve içtik, çok gençti, bir hastalığıda yoktu diyerek hayret ettiler, üzüldüler, ah ettiler vah ettiler ama bu neticeyi değiştirmedi.. İlanın hemen ardından senin numaranı sildiler.. Çünkü sen ölüsün.

Ve gasil hanenin kapısına getirirler seni, ismin yıkanacaklar arasındadır. Akrabaların seni yıkanman için oraya bırakmalarının hemen ardından,

Cenazenin kılınacağı camii ve kılınacak vakti belirlerler ve herkese şu mesaj çoktan ulaşır. Falanca merhumun cenaze namazı şu camide ve şu vakitte kılınacaktır.. Falanca dedikleri ölü sensin..

Sen gasilhanede yıkanırken, imam çoktan salanı vermiş, ismini duyurmuştu..

Ve gasil haneden çıktıktan sonra seni bir tabut bekliyor, hani hep başkalarını girerken gördüğün tabut. Ve birkaç kişi cansız bedenini tabuta koyarken sen hiç bir şey yapamıyorsun..

Ve ömründe ilk defa ve son kez bineceğin cenaze aracına alıyorlar seni, ve çevrende herkes canlı iken sadece sen ölüsün, sen arabanın arka tarafında cenaze namazının kılınacağı camiye doğru giderken, etrafında herkes sokaklarda caddelerde geziyorlar, kimi parkta piknik yapıyor, kimi dükkanında satış, herkes normal işinde sadece tek ölü sensin.. sen artık bunları yapamıyorsun.

Ve namaz kılınacak camiye ulaştırdılar seni, camii tanıdıktı belki de yaşarken cumalara geldiğin camii idi. Cenaze geldi dedi birisi toplanmış kalabalığa, artık ismini de söylemiyorlar, ünvanınıda. Bir kaç kişi arabanın arkasından aldı ve en ürpertici taş olan musalla taşına koydular seni. Bütün sevdiklerin ve sevenlerin orda ama hepsi sana ölü muamelesi yapıyor. Çünkü tek ölü sensin. O taş acaba kaçıncı konuğunu ağırlıyor, sen o taşı da çok iyi tanıyorsun, daha geçenlerde birisinin cenazesini kılmıştın. Ama ölümü hep uzakta zannediyordun, maalesef o cenazeden birkaç gün sonra şimdi aynı taşın üzerinde sen varsın.

Ve imam geçenlerde senin katıldığın cenaze namazında dediklerini diyor, her nefis ölümü tadacak, genç yaşlı demez vakti gelen bu dünyadan göçer, ahiret için hazırlık yapın.. evet sen bu cümleleri hatırladın. Ama maalesef tabutun içinde sen varsın.. İmam merhumu nasıl bilirdiniz diye sordu, o da sana isminle hitap etmedi, herkes seni çoktan gözden çıkardı. Herkes iyi biliriz dedi. Cenaze namazını kıldılar, yine seni tekrar o özel arabaya aldılar.

Belki de sen feryat ettin, beni kurtarın diye, belki bunca sevenin vardı cenaze namazında, belki biri kurtarırdı seni, ama nafile. Bindirdiler arabaya ve sende artık iyice kavradın. Son durağa götürüyorlar, kabre koyacaklar seni. Evet mezarlığa ulaştın, cenaze arabasını süren şoför mezara doğru yanaşıyor.. sen iyice tedirgin olmaya başladın, girmek istemiyorsun kabre, korkunç geliyor, ya daha dün ne güzel arkadaşlarla muhabbet ediyorduk, eğleniyorduk, gelecek için hayaller kuruyorduk, şimdi neden burdayım diye feryat ettin kimse seni duymuyordu..

evet araba yanaştı, artık seni araçtan indirdiler. Kabrin çoktan kazılmıştı.. Birisi seslendi, yüzü kıbleye gelecek şekilde yerleştirin, tamam öyle oldu, sırtının arkasına biraz toprak koyun. Sen sevdiklerine, annene, babana, evlatlarına baktın belki seni oraya terk etmezler diye, ama nafile, ağlıyorlardı, feryat ediyorlardı ama ellerinden hiç bir şey gelmiyordu. O da ne, üzerine daha önceden hazırlanmış tahtaları koyuyorlar, korkun daha da fazlalaştı ,evet artık geri dönüş yoktu, birinci tahta derken son tahtayı da üzerine kapadılar, artık kimseyi görmüyordun, sadece ağlama seslerini duyuyordun, tahtaların arasından hafif ışık süzülüyordu, ama birazdan toprak atmaya başladılar bir kürek iki kürek derken o ışıkta kaybolmaya başladı, üstünü tamamen örttüler ve artık sen tek başına zifiri karanlıktasın. Acaba yukarı da kimse varmıy dı? acaba az sonra seni çıkarırlar mı? diye son kez bekledin ama nafile, sende umudunu kestin, her yer çok karanlık, havasız ve sessiz.

Dünyada ki hayatın gözünün önüne geldi.

O kadar da anlatılmıştı sana bu dünya hayatının geçici olduğu, bir gün herkesin kesinlikle öleceği, kabre yalnız konacağı ,dünyadaki ameli dışında hiçbir şeyi kabre getiremeyeceği.. Amellerin çok azdı, dünya işlerine dalıp namazı, helali haramı ihmal etmiştin. Ürpertin kat ve kat fazlalaştı. Feryat ettin ‘Ya Rabbi beni dünyaya tekrar geri gönder de güzel ameller işleyeyim, sana kulluk yapayım, kabre hazırlık yapayım diye, bir ses duydun hayır daha dünyaya geri dönüş yok. Sen yaptıklarınla soruya çekileceksin’…korkun iyice fazlalaştı, pişmanlığın zirve yaptı ama nafile. Çünkü sen artık bir ölüsün.

O da ne!!! birisi sana sesleniyor, yavrum kalk, kuzum kalk, aa annen başucunda, senin yatak odan da, hadi kalk yavrum kahvaltın hazır.. İlk başta inanamadın, evet yatağındaydın ve yaşıyordun. Çok sevindin, şükür rüyaymış dedin…

Ama unutma rüya olmayabilirdi ve bir gün bu aynen gerçekleşecek ve rüya olmayacak. Bak Allah azze ve celle sana istediğin son fırsatı ver di…

LÜTFEN HAYATINI ÖLÜMDEN SONRASI İÇİN HAZIRLA…