Eskiden yani 90’lı yıllarda biri biraz “ünlü” olmak istiyorsa ya da ismini duyurmak istiyorsa o zamanın en ünlü figürüne çemkirirdi.
Magazin diliyle “sansasyonel” hareketlerde bulunurdu…
Bu tür hareketlerin sonucu genel hatlarıyla kısa sürerdi…
Kısa dönemli ünlüler gurubuna dâhil olurlardı…
Fakat kendini topluma ispat etmiş ünlülere o çemkirmeler hiçbir zaman zarar vermemiştir.
Son zamanlarda BUSABAH ile ilgili düşünürken aklıma 90’lı yıllar geldi.
Sürekli üreten, özel haber için çaba harcayan bir kurumun yani tamamen gazetecilik yapan BUSABAH’ı kullanılmak istenmesi aslında bize zarar vermez.
Mesela geçen ay Demokratik Eğitim Sendikası (DES) ile ilgili iki makale yazmıştım. Gazetemizin yaptığı doğru haberin yanlış olduğunu iddia eden bir il temsilcisi vardı karşımızda…
İsmini yeni duyduğumuz için bize çok kızmıştı…
Geçen gün herhalde TÜRKİYEM TV idi, baktım Sayın Veysel Fırat ekran başında eğitim ile ilgili sıkıntılardan bahsediyor.
Ne güzel dedim içimden, bir faydamız olmuş ise ne mutlu bize!
Aslında sorun inanın üretememektir…
Üretemeyen bir kurum ya da kişi başka yolları dener…
Mesela dünkü konu ile ilgili tek sıkıntı “üretememek” ile alakalıdır.
Dün SONSÖZ gazetesinin haberimizin aynısının tıpkısını kaynak belirtmeden ve hiçbir imza atmadan bir gün sonra gazetesine taşımasını yazdım.
Bu yazıdan sonra öğrendik ki malatyaaktuel.com sitesi aynı haberi kaynak göstermeden vermiş.
Az kişi ile çok iş yapabilme düşüncesi de artık 90’larda kalan bir düşüncedir.
İster internet sitesi olun ister basının başka bir dalında yer alın fark etmez.
Bir-iki kişi ile internet sitesi olmak ya da üç-beş kişi ile gazete olmak aslında “olmak” olmuyor.
Olmuş gibi oluyor…
Hadi işin hukuki boyutunu geçelim ama inanın basın etik anlayışı Malatya’da sorgulanmalı…
Malatya’daki duayen gazeteciler bu işe el atmalıdır.
Atmalıdır ki bazı durumların sürekli kendilerine kâr kalacağını düşünen emek hakkını hiçe sayan tiplerin yaptırımsız kalmayacağını bilmeleri için…
Bu işin arkadaş veya meslektaş durumu söz konusu değildir.
Bu işin sonlanması için hem Basın İlan Kurumu’nun hem de haberi çalınan kurumun tüm hukuki haklarını bilmesi ve takipçisi olması gerekir.
Bu tür durumlara sadece “hata” olarak bakmamak gerekir ve mutlaka bir yaptırımı olması gerekir.
ŞEHİT İBRAHİM TANRIVERDİ SANAT VE KÜLTÜR SOKAĞI
Geçen gün dört ay önce şehit olmuş İbrahim Tanrıverdi’nin evini ziyaret ettiğimizi, şehit ailesinin durumunu hem haberleştirmiştik hem de bir yazı yazmıştım.
Sanat Sokağı’na şehit düşmüş İbrahim Tanrıverdi’nin isminin verilmesi için yapılan mücadeleyi yazmıştık.
Çok şükür komisyondan geçip karara bağlanmış.
Yeni açılacak Sanat Sokağı’nın yeni ismi Şehit İbrahim Tanrıverdi Sanat ve Kültür Sokağı olarak değiştirilmiştir.
Emeği geçenlerden Allah razı olsun…