Berbat bir his tarif et denildiğinde “Benim koşarak gidemediğim yere başkalarının bir adımla varmış olması” deriz.
Çok çalışma doğru çalışma değildir
Berbat bir his tarif et denildiğinde “Benim koşarak gidemediğim yere başkalarının bir adımla varmış olması” deriz. Söz konusu ne olursa olsun, gerek sevgi, gerek iş hayatı, gerek aile yaşantısı hepsinde verdiğimiz emeğin karşılığını bekleriz.
Sevdiğimiz kadar sevilmek, çalıştığımız kadar yükselmek, sabır gösterdiğimiz kadar anlayış beklemek de bunlardan bazıları.
İş hayatında ise liyakatin esas olduğunu biliriz. O “bir adımla varılan yer” olarak tabir edilen yere insanların gelişini ön yargı ile de görebiliriz.
Karşımızdaki insanın nasıl emek verdiğini bilmeden konuşur yargılarız.
Fakat sadece emeğin yetmediğini doğru çalışmanın da ne kadar önemli olduğunu bilmeliyiz.
Bu tezi çok güzel bir hikâye ile tanımlamak istiyorum…
BALTAYI BİLEMEK
İki arkadaş ormanda ağaç kesme işi almışlardı. Birinci adam işe oldukça hızlı başlamıştı. Sabah erkenden kalkıyor, hiç durup dinlenmeden, hatta öğle yemeği bile yemeden çalışıyor, akşam da evine diğer arkadaşından geç gidiyordu.
İkinci adam, arkadaşı kadar çalışmıyordu. Yorulduğunda mola veriyor ve akşam hava kararmaya başlayınca da evinin yolunu tutuyordu. Bir hafta geçmişti çalışmaya başlayalı. Birinci adam ne kadar çalıştığını göstermek için, “Kestiğimiz ağaçları sayalım” teklifinde bulundu. Saydılar. Sonuç şaşırtıcıydı.
İkinci adam arkadaşından daha fazla ağaç kesmişti. Birinci adam öfkelendi: “Bu nasıl olabilir? Bir hafta boyunca durup dinlenmeden çalıştım. Ama sen işe benden geç gelip erken gittin, gün boyunca verdiğin molalarla dinlendim. Bu nasıl adalet ve nasıl iştir ki senin kestiğin ağaçlar benimkinden fazla?” İkinci adam sakin ve kendinden emin bir tavırla arkadaşını yanıtladı: “Bunda anlaşılmayacak bir şey yok; sen durmadan çalışırken ben arada bir dinleniyor, bir yandan da baltamı biliyordum. İnsanın baltası keskin olunca, ağaçları daha az çabayla kesebiliyor.”