İnsanlığını yitirmiş, hayvani bir dünyada yaşarken, her şeyin yalan olduğu bu acımasız hayatta, yerin yüzlerce metre altında çıkarılan insanın ama insanın belki de son dersidir bu son cümle…

Çıkartma ağabeycim, çıkartma o çizmeyi…

Kirli olan senin çizmen değil bizim o acımasız tavırlarımızdır.

Seni yerin 500 metre altında 1300 liraya çalıştırmak zorunda bırakılan zihniyettir.

Seni sen olduğun için değil, sadece “biri” olduğun için çalıştıran zihniyettir kirli olan…

Yüzündeki kirin içine de işlediğini zanneden insanlardır kirli olan…

Bu kirli dünyada belki de “temiz” olan zihniyet sadece senin gibilerdir.

Ölüm sayısına göre hareket planı çizen siyasettir kirli olan…

***

284 can, evet iki yüz seksen dört can, birilerinin yüzünden öldü. Buna patron diyebilirsiniz buna ihmal diyebilirsiniz buna bilmem trafo diyebilirsiniz. Ne derseniz deyin ama 284 canın sorumlusu o bölgedeki muhtardan valiye kadar olan bir silsiledir.

Allah aşkına neyi bekliyorsunuz?

Kaç insanın ölmesi sizi istifaya zorlayacak?

Bin mi, iki bin mi?

Bütün önlemleri alsanız dahi sırf vicdan azabından dolayı insan kendini bir sorgular.

Savcı soruşturma başlatmış ve yazılı açıklama göndermiş basına…

Sorumluların çoğu ölmüş, geniş soruşturma ilerleyen günlerde olacakmış…

Halen yerin altında arıyoruz sorumluları…

Sedyenin kirlenmesini dahi düşünen zihniyetin onda biri bunlarda olsa, inanın bu olaydan sonra intiharın eşiğine gelirler kahırlarından…

Gidip bir köşeye çekilip, bi ömür “Ben nerde hata yaptım Allah’ım, beni affet!” diye haykırırlar.

Ölmek hepimizin fıtratında vardır. Bir gün öleceğiz… Amenna…

Şair diyor ya, “Yüzyıla yaklaşan bir hayatın sonunda gelse de ölüm, zordur” diye…

Bu şekilde ölmeyi kim ister ey bizi yönetenler…

Allah bu şekilde bir acıyı bir daha göstermez inşallah...