Bazen, yerel gündemi takip ederken ve Malatya ile ilgili yazı kaleme alınca farklı eleştiri alabiliyorsun.

Bizler nasıl eleştirebiliyorsak, bizleri okuyan insanların da eleştiri hakkı her zaman vardır.

Bu eleştirileri bir yönetici de yapabilir, sıradan bir vatandaş da yapabilir.

Ki ben, genel hatlarıyla, olumlu ya da olumsuz eleştirileri yakınlarımdan alıyorum.

Yeni tanıdığım insanlardan da alıyorum ve hepsine hoşgörü ile yaklaşmaya çalışıyorum.

Daha yeni aldığım bi eleştiriyi yazayım:

“Tamam, sen yazmışsın da, bunlar Malatya’yı sevmiyor mu?”

“Bunlar”dan kastı, Malatya’yı yönetenler…

Aslında işin özüne baktığın zaman, bu koşullarda bir yerlere talip olmak, seçime girmek gibi olaylar meşakkatli işlerdir.

Kısacası sorumluluk almak yürek isteyen ve esasında “sevgi” ile alakalı işlerdir. Herkesin yapacağı işler değildir.

Mesela Sayın Ahmet Çakır, ben Malatya’yı her şeyden daha çok seviyorum, diyen birinden dahi daha çok seviyordur Malatya’yı… Buna gönülden inanıyorum.

Sorunumuz, “sevgi” ile alakalı değildir bana göre…

İnsan sevdiğine de zarar verebilir, bilmeyerek de olsa…

Son on yıla baktığın zaman, Malatya’da çoğu şeyin değiştiğini görmemek haksızlık olur.

Fakat bi şeyler yapılırken, tabii ki iyi niyetle yapılıyor, ama yapılan o şeyin mantığı, mantıksız geliyorsa bu mantıksızlığı yazmamak kaleme ihanet gibi gelir.

Daha yeni yaşandı mesela, Trambüs’ün test sürüşleri başladı geçen gün. Poşetlere kum doldurup Tarmbüs’e koymuşlar. 100 milyona (trilyona) yakın para harcanan bir projeye, siyah çöp poşetlerine toprak doldurup o beğenilmeyen taşıta koyup test sürüşü yapmak mantıksız gelmiyor mu?

Ya da, bir parka 5 milyon lira para harcayıp elektrik abonesi yapmamak mantıksız değil mi?

O parkı karanlığa gömmek, aynı zamanda beş milyonu da gömmek anlamına gelmiyor mu?

Kısacası, tabii ki “hizmet” vardır. Bu “hizmet” yapılırken Malatya yararı tabii ki gözetiliyordur.

Ama yapılan hizmetin nasıl yapıldığı, yararının zararından az olması, maliyeti, insanların ekseriyetinin beğenmemesi gibi konular direkt akla gelen konulardır.

Son bir örnek vereyim…

Kernek’teki Şelale, yıkıldı, yerine farklı bir yapı konuldu, betonlaştırıldı, ortasına bir “ucube” dikildi. Sonra o “ucube”nin en üstte alınması gündeme geldi… Bunlar bilinen ve çok eleştirilen konulardı. Geçen gün gördüm, o yeni yapılan alana, devasa bir reklam tabelası konulmuş.

O devasa tabela, yeni yapılan “ucube” yel değirmeninden de daha yüksek… Biri bu yapılan tabelanın mantığını anlatabilir mi?