Peygamberimi Hz. Muhammed bir gün pazarda dolaşırken bir çuval da hurmaları görür.
Peygamberimi Hz. Muhammed bir gün pazarda dolaşırken bir çuval da hurmaları görür.
Hurma çuvalının içine elini sokarak çuvalın altındaki hurmaların ıslak olduğunun farkına varır. Satıcıya bunun nedenini sorara ve o da “yağmur yağdı o nedenle alttaki hurmalar ıslak” cevabını verir.
Bunun üzerine Peygamberimiz “bizi aldatan bizden değildir” der.
Yani, “bir Müslüman’ı her ne şekilde olursa olsun aldatan Müslüman olamaz“ diye ikaz etmiştir.
Gel gelelim ki…
Bir kamyonet dolusu mandalinayı “üç kilosu on lira” diye yazmış satıyor esnaf ve biz de alıyoruz, eve getirdiğimiz de mandalinaların yarısının çürük olduğunu görüyoruz.
“Bizi aldatan bizden değildir”
Yemeklik tuzlu tereyağı alıyoruz.
Eve getirip tadına bakıyoruz, iki kiloluk yemeklik tuzlu tereyağının neredeyse tamamına anormal derecede tuz karıştırılmış olduğunu görüyoruz.
Tuzun kilosu bir lira tereyağının kilosu yetmiş lira ve iki kiloluk tereyağına adam bir kilo tuzu ilave ederek yoğurmuş ve yemeklik tuzlu tereyağı oluşturmuş.
“Bizi aldatan bizden değildir”
On sekiz kiloluk zeytinyağının gemlik bölgesinden geldiğini, saf zeytinyağı olduğunu iddia ediyor satıcı ve inanıp alıyoruz.
“Kendi imalatları olduğunu” açıklıyor bize.
Alıyoruz, tahlil ettiriyoruz, sonra.
Bir teneke zeytinyağının “ancak dörtte birinin zeytin yağı” olduğunu, geri kalanının ise ayçiçek yağı olduğu soncu tahlil ile ortaya çıkıyor.
“Bizi aldatan bizden değildir”
Bir çuval patates alıyoruz.
Adam kamyonete doldurmuş bas bas bağırıyor “kışlık patates geldi, hadi buyurun“ diye.
Adettendir, kışlık soğanı patatesi toptan almak.
Alıyoruz, yetmiş, seksen hatta yüz lira veriyoruz.
Çuvalın üstündekilere bakıyoruz, güzeller.
Bir iki hafta sonra çuvalın üstündekiler bitip de ortası açığa çıkınca bir de ne görelim!
Ne kadar küçük, çürük çarık patates varsa çuvalın orta yerinde!
Dış ve üst tarafları güzel ama alt ve iç taraflarındakiler bozuk patatesler veya soğanlar.
“Bizi aldatan bizden değildir”
Be hey Müslüman köylüm, esnafım, tüccarım, satıcılarım!
Bu nasıl Müslümanlıktır?