Dünkü yazımda antibiyotik kullanımı konusunda “bilinçsiz” olduğumuzu anlatmaya çalışırken bu sorunun sadece Türkiye’nin değil, insanlığın sorunu olduğunu alıntılar yaparak anlatmaya çalıştım.

Dünya Sağlık Örgütü, hastaların klinik bulguları ve bireysel özelliklerine göre doğru ilaca, uygun sürede, en düşük maliyette ve kolayca ulaşmalarını, “akılcı ilaç kullanımı” olarak tanımlıyor.

Yine Dünya Sağlık Örgütü, ilaçların yüzde 50'sinden fazlasının uygun olmayan şekilde reçetelendiğini ve satıldığını bildiriyor.

Bu rakamlar korkunç rakamlardır.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından Türkiye'de 2012 yılında yapılan bir çalışma; evde tutulan ilaçların yüzde 8,1’inin son kullanma tarihinin geçmiş olduğunu gösteriyor. Yine aynı çalışma, her evde ortalama 10,6 oranında ilaç bulunduğuna dikkat çekiyor.

Yani her yüz ilaçtan sekizini biz ya tam kullanmıyoruz ya da sadece birkaç kez kullanıp bir köşeye atıyoruz.

Sağlık Bakanlığı’nın 2013’te yaptığı bir araştırmaya göre 40 Avrupa ülkesi içerisinde antibiyotik kullanımında birinci sıradayız. Mesela Hollanda’dan 3 kat fazla antibiyotik kullanıyoruz.

Neredeyse Türkiye için “antibiyotik öncesi çağa geçiş” gibi tanımlar yapılıyor.

Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Nilay Çöplü, olayın ne boyutta olduğunu şu cümlelerle açıklıyor:

“Geçmişten gelen tecrübelere bakarak, Türkiye'de direnç Avrupa ülkelerinden daha yüksek… Antibiyotik kullanım hızımız yüksek. Eğer antibiyotiği akılcı kullanmazsak, basit enfeksiyonla baş edemez hale geliriz. Bir cerrahi müdahalede, bir protez takılacağı sırada ya da erken doğmuş bir bebeğin enfeksiyon kapması gibi antibiyotiksiz tedavi edilemeyecek durumlarda çaresiz kalabiliriz.”

Antibiyotiğin tanımını anlaşılır bir dille yazarsak, bakterilerin yol açtığı, enfeksiyon hastalıklarını tedavi etmek için kullanılan ilaçlardır. Ya bakterileri öldürerek ya da çoğalmasını durdurarak etki ederler. İlk antibiyotik herkesin bildiği “penisilin” dir.

Bizim aklımızda antibiyotik sadece grip olan hastalar için ya da boğaz enfeksiyonlarında kullanılan ilaçlar diye biliyoruz.

Doğum esnasından, kanser tedavisine varıncaya kadar birçok alanda olmazsa olmazdır ve başka tedavi şekli de yoktur bu durumlarda.

Üç gündür gribal enfeksiyon hallerimin bende bıraktığı etkiden çok genel itibariyle “ilaçsız” geçirmem yakınlarım tarafından garip karşılandığı için bu tür bir yazı yazmak istedim.

Doktora gitmeden ilaç tavsiye edenden tutun da, doktora gittikten sonra şu ilacı sana yazsın telkinlerine varıncaya kadar bir sürü reaksiyonlara maruz kalan bünyemi ben C ve D vitaminleri ile destekliyordum.

Nane-limon ekürisini tavsiye edebilirim. İlaç kullansam da kullanmasam da üç gün sürüyor bu gripli süreç. Bu yazı hiç ilaç kullanmayınız, demiyor. Akıllı ve bilinçli ilaç kullanınız, diyor.

Yazılan her reçetenin sorgusunu mutlaka doktorunuzla yapınız ve ne için verildiğini sorunuz.