Malatya bildiğiniz gibi “Büyükşehir” statüsüne geçti. Daha önce Malatya Belediyesi’ne bağlı bölgeler ikiye ayrıldı ve Battalgazi ve Yeşilyurt belediyelerine bağlandı. Malatya’da yaşayan herkes bu ayrıntıyı bilir.


Büyükşehir olduktan sonra sürekli şu bahaneyi duyuyorduk: “Daha yeni ‘büyükşehir’ olduk, çoğu kurumlar daha yerleşmedi. Biraz bekleyin sonra eleştirin” gibi yakınmalar duyuyorduk.


Neredeyse bir yıl olacak…


Artık kimsenin yakınma lüksü yok!


Eskiden bir belediyenin baktığı bölgelere şimdi iki belediye paylaşmış durumda. Bir de bu açıdan bakalım olaya.


İki örnek vereceğim şimdi…


İlki, Uçbağlar Mahallesi’nden…


İnönü Stadı’nın tam karşına bakan ve Sivas Caddesi’nin alt cephesine düşen bölgede Uçbağlar Camii’sinin olduğu mevkiden Çevreyolu’na kadar yani 150 metre civarında açık kanal geçer. Kanalboyu’ndaki suyun devamı diyelim.


Geçen gün gördüm, inanın tam bir çöplük havasında. Arşive baktım, gazetemiz iki kere haberini yapmış. Battalgazi Belediyesi ile ilgili temizlik konusunda çok sıkıntı dinledim. Yeni temizlik şirketi ile beraber denetimlerin tam yapılmadığını düşünüyorum.


Şehir merkezine bu kadar yakın bir mevkiide ve iki sefer haberi yapılmış bir bölgede niye Battalgazi Belediyesi bir şey yapmaz? Eğer denetim yapmıyorsanız bari

BUSABAH gazetesini okuyunuz! BUSABAH gazetesini okuduğunuzu biliyorum, hatta çok iyi biliyorum. Ama haberi görüp de bi şey yapmamak bana çok garip geliyor!


İkinci örnek TOKİ’den…


Bundan 15 gün önce BUSABAH gazetesi Memur Sen Malatya Şube Başkanı Kerem Yıldırım’ın haberini yaptı. Haberi muhabir arkadaşımız Mutlu Sarıgül yaptı. TOKİ’nin olduğu bölgede kireç ocağı ile ilgili sıkıntıları ve 1,5 kilometrelik yolun karanlık bölgede kaldığını ve daha birçok sorunları dile getirdi Sayın Kerem Yıldırım. 15 gün geçmiş, ne bir açıklama yapılmış ne de bir uygulama. Aynı şekilde sessiz kalınmış.


Aynı konu ile ilgili bir okurumdan mail aldım geçen gün. 1,5 kilometrelik karanlık bölge ile alakalıydı. Malatya’nın her tarafına estetik(!) aydınlatma direkleri koyuyorsunuz. Siz o 1,5 kilometrelik yolun aydınlatmasını gözden kaçırmış olabilirsiniz. Ama birileri bunun haberini yapmış, niye sessiz kalıyorsunuz? Basın dediğimiz olgunun özü bu değil midir?


Bünyenizde çalıştırdığınız basın birimlerinin çalışanlarının işi, sadece yaptığınız icraatları tüm yerel kuruluşlarına göndermek midir? Yoksa bu tür haberleri size iletmek midir? Diyelim ki, okumuyorsunuz. Basın biriminiz de mi okumuyor?


Aslında o arkadaşların her haberi baştan sona okuduğunu biliyorum hatta bu tür haberleri direkt sizlere ilettiğini de biliyorum.


Peki, amaç hizmetse, niye bu tür haberlere sessiz kalınıyor?


Bu sıkıntı ile ilgili aldığım mail’in altında okurumuzun telefonu vardı. Hemen aradım. Bir cümlesini aynen aktarıyorum: “Bilmem kaç milyona çevreyoluna membran yapan belediyenin 10 tane aydınlatma direği koyamaması acizlik değil midir Mahir Bey?”


Acizliktir sayın ağabeycim, acizliktir!