MEHMET TEVFİK CİBİCELİ

Psikolojik danışmanların öğretmen olmadığını söyleyen Psikolojik Danışman Fatma Kılınç, “Biz kendimizi öğretmen olarak adlandırmak istemiyoruz, eğitim fakültesi çıkışlıyız fakat rehber öğretmen gibi bir tabire sığmak istemiyoruz çünkü psikolojik danışmanlık çok geniş bir alan. Sadece öğretmen olmak bence alanı sığlaştırıyor ve bizim hoşumuza gitmeyen bir durum” dedi.

Her hafta Perşembe akşamı BUSABAH TV’de saat 20.00’de yayınlanan ve moderatörlüğünü Yunus Şahin’in yaptığı “Psikoloji ve Hayat” programının bu hafta ki konuğu Psikolojik Danışman Fatma Kılınç oldu. Kılınç, psikolojik danışmanın ne olduğunu, öğretmen ve psikolojik danışmanların çalışma alanları hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Psikolojik danışmanların eğitimdeki yerinin çok mühim olduğunu belirten Psikolojik Danışman Kılınç, psikolojik danışman ve rehberliğin eğitimin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.

“50 ÖĞRENCİSİ OLAN BİR KÖY OKULUNA PSİKOLOJİK DANIŞMAN ATANMIYOR”

Psikolojik danışmanların okullarda verdikleri hizmetler ve yaşadıkları sorunlarda hakkında açıklamalarda bulunan Psikolojik Danışma Fatma Kılınç “Bizim okullarda verdiğimiz hizmetlerde ilk hedefimiz tabi ki önleyici faaliyet göstermek, daha sonra iyileştirici, çare bulucu ve krizlere müdahale edici bir yaklaşım sergilemek. Okullara bu kadar önemli fonksiyonlara sahip bir konumda olurken maalesef zaman zaman norma takılma durumumuz var. Bizler sadece 150’den fazla öğrencisi olan okullarda çalışabiliyoruz. 50 öğrencisi olan bir köy okuluna psikolojik danışman atanmıyor. Norma takılıyoruz. Bu 2017’de alınan bir karar ve biz bunu olumsuz karşılıyoruz çünkü örneğin bir sınıfta 5 öğrenci varken oraya Matematik öğretmeni atanıyorsa çok net bir şekilde psikolojik danışmanda atanmalı çünkü çocuklar ruh sağlığı hizmetinden yoksun kalıyorlar ve ruh sağlığı hizmeti bireyin yaşantısının başladığı andan itibaren öleceği zamana kadar alması gereken çok kıymetli bir hizmet. Dersler önem arz ederken, insan psikolojisinin bu kadar önemli olduğu bir çağda, okul öncesinde ilkokul, ortaokul ve lisede, her kurumda ve kademede psikolojik danışman olmasını istiyoruz. Çünkü çocuklarında gelişim süreçlerinde atlatamadığı krizler, bazı saplantılı dönemler oluyor, bizler öğretmen arkadaşlarımıza bu gibi durumlarda yardımcı oluyoruz. Bu noktada yol gösterici faaliyetlerde bulunuyoruz. Öğrencilerin daha sağlıklı bir ruh yapısına bürünmesi, o eğitimi daha sağlıklı alabilmesi için çok önemli bir yapı taşı olduğumuzu düşünüyoruz. Her okulda bir psikolojik danışman olsa zaten okulda yaşanan problemlerin birçoğu önlenecek, iyileştirilecek, çare bulunacak. Bizler tamamlayıcı bir faktör olarak çalışıyoruz ama maalesef böyle bir norma takılma problemimiz var” şeklinde konuştu.

Psikolojik danışmanların ellerinde sihirli bir değnek bulunan kişiler olmadığını söyleyen Fatma Kılınç,psikolojik danışmanların bir problemi kesinlikle çözebilecekleri şeklinde vaat veren bir meslek grubu olmadıklarının altını çizdi.

“PSİKOLOJİK DANIŞMANLIĞA BİR YOL ARKADAŞLIĞI DİYEBİLİRİZ”

Psikolojik danışmanları insan gelişiminde yaşanan problemleri çözebilmek ve bu problemlerin neyden kaynaklandığını anlamlandırıp danışanlara bunu anlatabilen ruh sağlığı çalışanları olduğunu belirten Psikolojik Danışman Kılınç , “Bizler bir davranışın neden oluştuğunu anlıyoruz, anlamlandırıyoruz ve size, karşımızdaki danışanlara bunu anlatıyoruz. Danışmanlarımızda bu anlattığımız şeyler doğrultusunda kendi hayatlarına göre biz çözüm üretiyorlar, bir bakış açısı geliştiriyorlar. Psikolojik danışmanlığa bir yol arkadaşlığı diyebiliriz. Psikolojik danışman terapi esnasında bir yol arkadaşı olabilir, bazı terapi ekollerine göre öğretmen gibi de görülebilir, rehberdir. Fakat bir anne ya da baba değildir. Şunu yapacaksın diye dikte eden otoriter bir yapı değildir” ifadelerine yer verdi.

“ÇOCUKLARA TERCİH HAKKI SUNUYORUZ”

Psikolojik danışmanların yol gösterici ve çocuklara tercih hakkı sunun bir meslek grubu olduğunu dile getiren Psikolojik Danışman Fatma Kılınç, “Psikolojik danışmanların yaşlara ve gelişim evrelerine göre grupları oluyor. Ben mesela okul öncesi grupta çalışıyorum, biz çocuklara tercih hakkı sunuyoruz ‘Bunu yapa da bilirsin, yapmaya da bilirsin, senin tercihin’ diyoruz. Çocuklarda özellikle mahremiyet eğitimi çok önemli. Ben mesela mahremiyet eğitimim verdiğim çocuklarda şunu söylüyorum, sana birinin dokunmasını istemiyorsan bunu ifade et. Burada biz çocuğa bir seçim hakkı tanıyoruz. Bir çocuğa sarılmak istediğimiz zaman ‘Sana sarılabilir miyim, senin elini tutabilir miyim’ dememiz gerekiyor. Biz özellikle okullarda bunu yaşıyoruz. Bir çocuk merdivenler çıkarken özellikle kreş çağındaki bir çocuğa, ‘Elini tutabilir miyim, düşebilirsin sana yardımcı olabilir miyim?’ dememiz gerekiyor ve tercihi çocuğa bırakmamız gerekiyor, ‘Evet tut ya da tutma’ burada çocuğun tercihine başvuruyoruz çünkü bu çocuğun kendi vücuduna dair aldığı bir karar” dedi.

Tüm çocuklara 2 yaşından itibaren mahremiyet eğitimi verilmesi gerektiğini belirten Psikolojik Danışman Fatma Kılınç, küçük yaşlardan itibaren seçim yapabilme ve davranışının sorumluluğunu alabilme eğitimi verilen çocukların ileri ki süreçlerde yaptığı her davranışın sorumluluğunu alabileceği ve başkalarını ‘Bunu senin yüzünden yaptım’ şeklinde yargılamayacaklarını vurguladı.

Muhabir: Haber Merkezi