Ekmeleddin İhsanoğlu 30 saniyelik bi açıklama yaptı: “Kısa bir zamanda kimsenin tanımadığı birine yüzde 40’a yakın bir oy verildi. Bu bir başarıdır” dedi.

Halla halla…

Neyse suçu yoktur. Suç başkalarının…

Bekleyelim daha Devlet’imiz ve Kılıçdaroğlu’muz var. İnşallah bu sefer olacak ümidiyle bekleyelim.

Devlet Bahçeli sinirli bir halde çıktı ekranlara… Yayın akışları durdu, mikrofonlar çoğaldı, yorumlar sustu. Ve Bahçeli konuştu:

“…Açıkça söylemeliyim ki MHP yoluna ve inandığı ülküler istikametinde hızla heyecanla devam etmektedir. MHP’nin sorgulama yargılama ve terbiye etme hezeyanına katılanlar 10 ay sonra yapılacak milletvekilliği seçiminde en iyi cevabı alacaklardır. Partimizden oy kaydığını iddia edenler peşin hükümlü tavırlarından dolayı mahcup olacaklardır…”

Buradaki “hezeyan” kelimesine takıldım. Neyse, anladık ki 10 ay daha beklenecek. 14 partinin desteklediği ya da millete dayatıldığı bir adayın yüzde 40 dahi alamaması ve mevcut seçimi bırakıp “Sen beni on ay sonra gör” tarzı bir böbürlenme ile günü yine kurtaran bir açıklama… Bugünü anlayamayan insanların on ay sonrasına cirolu çek vermesi komiktir. Ne yani, MHP on ay sonra yapılacak seçimde tek başına iktidar mı olacak? Devlet Bahçeli 18 yıldır MHP’nin genel başkanı. On sekiz yılın hesabını bırakıp on ay sonrasına gün vermenin matematiğini biri çıksın anlatsın. Bu açıklamanın ne matematiği ne kimyası ne de fiziği vardır.

Yine neyse dedik ve Kılıçdaroğlu’nu beklemeye başladık. Daha kısa ve daha net bir açıklama yaptı:

“Seçimin kaybedeni İhsanoğlu ve Demirtaş değildir” dedi.

Allah’ım sen büyüksün, sana şükürler olsun ki senin verdiğin bu aklı kullanabiliyorum. Ya arkadaş sen düne kadar Türkiye’deki tüm partileri toplayıp bir aday üzerinde toplamadın mı? 14 partinin desteklediği ve bu partiler içerisinde en çok seçmen tabanına sahip bir partinin lideri olarak Demirtaş’ın başarısına ortak olmayı düşünmen aklımıza hakaret değil mi Sayın Kılıçdaroğlu?

2002 seçimi Türkiye’yi derinden etkileyen bir krizin ardından yapılan bir seçimdi. 10 milyon insan sandığa gitmedi o ülkenin dumanlı hali yüzünden. Bu son cumhurbaşkanlığı seçiminde 14 milyon insan seçime gitmedi. Bu bir rekordur. Tabanına kimsenin tanımadığı bir adayı seçime sadece iki ay kala tanıtırsan, affedersiniz, dayatırsan insanları sandığa götüremezsin.

5 milyon seçmen kaybı gerçekleştiği zaman da, çatının samimiyeti iki ay sürer. Ortaklar birbirine girer. Sen daha az çalıştın, biz daha çok oy getirdik, türü konuşmalar olur.

Gürsel Tekin, “CHP bu seçimin kazananıdır” diye açıklama yaptı.

Hangi koşullarda CHP kaybeder? CHP’nin kaybettiğini anlamak için ya da seçmenini aptal yerine koyan zihniyetlerin kaybetmesi fizik kurallarına tamamen uygundur.

Bu bir doğa kanunudur. Evrime de uygundur Hakk’ın yarattığı zekaya da uygundur.