25’inci Kayısı Festivali sona erdi. Haftalık köşe yazım festivalin sona ermesini beklediğim için salı günü yayınlandı. Sebebi ise Kayısı Festivali ile ilgili tüm detayları değerlendirerek sizlerle paylaşmak istedim. Müziğin evrenselliği nedeni ile Kayısı Festivali’ne gelen sanatçılar için hiçbir yorum yapmak istemiyorum. Yalnız büyük rakamların ödendiği bu festivalde yerel sanatçılara “Ücretsiz sahne alın” teklifi kabul edilemez. Yine kendi öz evladına üvey evlat muamelesi yapıldı, diğer festivallerde olduğu gibi.

Kortej yürüyüşü için Malatya Gazeteciler ve Televizyoncular Cemiyeti adına protokole ben de davetliydim. Kortej yürüyüşü saatini beklerken belirli kalabalık gruplar sürekli hareket halinde protokolün yürüyüş alanına doğru ilerlemelerine önce bir anlam veremedim. Görevlilere sordum sade vatandaş topluluğu dediler. “Vatandaşın yoğun ilgisi var” düşüncesine kapılmışken birden sloganlarla irkildim. Sayın Binali Yıldırım kortej yürüyüş alanına teşrif ettiler ve paralı slogancılar görevlerini icra etmeye başladılar. İlk önce Bülent Tüfenkci için slogan atmaya başladılar, Bülent Tüfenkci Bey Binali Yıldırım’ın yanında paralı yandaşlarının tezahüratlarına karşılık vererek yandaşlarını selamladı. Yani AK Parti Genel Başkan Vekili Binali Yıldırım, Bülent tüfenkçi Bey’in halk nezdinde karşılığı var hissine kapılmasını sağlamak. Binali Bey bu hisse kapıldı mı bilinmez ama Malatya için hiçbir şey yapmayan siyasilerimiz yeniden kendine yer bulmak için Kayısı Festivalindeki bu fırsatı sonuna kadar değerlendirmek için her yolu denediler. Selahattin Gürkan taraftarları durur mu, daha yüksek sesle “Büyük Başkan Malatya seninle gurur duyuyor” tezahüratları başladı. Sayın Gürkan büyük bir iştahla taraftarlarını selamladı. Ben hemen yanındaydım. Binali Bey slogancılara dönüp baktı. Belediye çalışanları oldukları her hallerinde belli, yani sokaktaki vatandaş değil. Atılan sloganlardan hoşnut olmayan Binali Bey Vali Hulusi Şahin ile sohbete durdu. Bu kadar lakayt ve egosu olan yerel yöneticiler ancak Malatya’da çıkar. Çok yazık Malatya’nın tek markası olan Kayısı Festivali’nde bile yöneticilerimiz kendi egosunu tatmin etmek için şehrin markasının tanıtımında kendini ön plana çıkarmak için her şeyi yapıyorlar. Bu durum kültür seviyesi yüksek olan bir ilde veya bir ülkede asla yapılamaz. Ancak üçüncü dünya ülkelerinde yapılır. Kortej yürüyüşünde kendine yer kapmak için yarışan siyasiler, oda başkanları, STK başkanları ve bürokratlar adeta bir birlerini ezdiler. Ben ezilmekten son anda kurtuldum ve kortej yürüyüşünden ayrıldım.

Kortej yürüyüşü tam bir curcunaya döndü. Kimin ne yaptığı belli değil. Herkes kendi havasında Kayısı Festivali’ni organize eden yetkililere sesleniyorum, bu protokolü dizayn etmek o kadar zor muydu? Protokol zaten belli kişilerden oluşuyor. Cadde bayağı geniş elinde korteje katılacak protokol listesi var, listeye göre dizilişi yapardınız. Kimse kimseyi ezmeden planlı, programlı kortej yürüyüşü tamamlanırdı. Bir de sahne alan sanatçıların programının ortasında sanatçılara takdim edilen kayısı hediyeleri sunucular tarafında anons edilen Belediye Başkanı Selahattin Gürkan ve Vali Hulusi Şahin. Yapmayın Allah aşkına kayısı hediyelerini sunucular bile verebilir. Sanatçılara fuar alanına gelen vatandaş eğlenmeye, sahne alan solistleri dinlemeye ve seyretmeye gelmiş. Zaten Selahattin Gürkan’ı Vali Hulusi Şahin’i biliyor. Malatya’da yaşayan insanlar bunlar. Bu festivalde şunu anlıyoruz: Kayısı Festivali Malatya’nın tarım markası olan kayısı için değil, yerel yöneticilerin egosunu tatmin etmek, bir başka seçimde kendine yer bulmak için düzenlenen festivaller olarak tarihe geçiyor. Kimsenin Malatya’nın en önemli markası kayısıyı düşündükleri yok. Protokol rezaleti ile başlayan, sloganlar ile biten kayısı festivali Malatya’ya hayırlı olsun…