Geçen Salı günü bu köşede devlet dairelerindeki “verimsizliği” ve özelleştirmelerin nedenini anlatmaya çalışmıştım. Gelin şimdi özel sektöre bakalım…
Teknolojinin her geçen gün inanılmaz gücünü hissedince insanlar yanlış anlamlar çıkarabiliyor. “Devletin malı deniz, yemeyen keriz” lafını özel sektör için uyarlarsak, “Patronun müdürü göstermelik ise, ortadaki “mal” yemeliktir” gibi bir cümle kurabiliriz. Biraz daha olayı açalım.
Eğer bir iş yerinde “iş” değil de “dedikodu” konuşuluyorsa veya sürekli sıkıntılardan bahsediliyorsa, oradaki müdür iş/fikir üretemiyorsa, o işyerinde “verimlilikten” söz edilemez. Göstermelik toplantılar, her gün aynı cümleleri kurmak, yeni fikirler üretememek, sürekli monoton ve sıkıcı bir iş yeri görüntüsü vermek, yeni fikirlere açık olmayan bir müdür, derdini patronuna anlatamayan bir koordinatör, altında çalıştığı insanların ruh halinden anlayamayan idarecilerin çokluğu özel sektörü hantallaştırıyor. Hatta bu “hantallığı” anlayamayan patronların olmasını beklememek safça olur. İş yerine mazeret üreten ve konuşmasını “mazeretler” üstüne bina eden bir sunumcunun alkış alması gibidir bu bahsettiğim hantallık.
İNTERNET VE İŞ YERLERİ
Malatya’da ofis çalışanlarının çoğunluğu interneti veya akıllı telefonunu oyun veya sosyal medya için kullanıyor. İnternet eşittir Facebook algısı sanki yerleşti gibi bu memlekette.
Geçen gün bir arkadaşıma şu soruyu sordum: Ofis içinde gününü nasıl geçiriyorsun? Üç cümle kurdu ve her cümlesinde Facebook geçti. Çoğu insan karşılaşmıştır, masa başında çalışanlara… Son on günde en az 10 farklı iş yerini ziyaret ettim. Bu iş yerlerinde çalışanların çoğu masa başı çalışanları ve hepsinin ortak noktası bilgisayarları Facebook sayfasında… Bunların içinde avukat da var pazarlama şirketi de var, serbest muhasebeci de var. Bazısında yüzüne karşı bakarak cevap verme dahi yok.
Sosyal Medya maalesef bizi hantallaştırıyor ve iş üretimini yavaşlatıyor ya da yerinde saydırıyor. Gelin şu testi yapalım beraber…
Çıkın çarşıya ve önünüze çıkan ilk pazarlamacıya şu soruyu sorun: “Çalıştığın firmanın genel müdür kim ve kurucusu kim?” Kaçı doğru cevabı verir? Geçen yıl bir bankanın pazarlamacısıyla bir tartışmaya girmiştim. Bana kredi kartı satmaya çalışıyordu. “Bu banka kimin?” diye sordum. Tabii cevabını biliyordum. Bir işadamımız Yunanlı bir şirkete satmıştı o bankasını… Ama çalıştığı kurumun sahibini dahi bilmiyordu ve hatta iddia ediyordu.
Çalışmak sadece belirli saatler arasında fotosentez yapmak anlamına gelmez. Düşünmek, fikir üretmeye çalışmak ve fark yaratmak gerekir. En azından Google hazretlerine “Ben nerede çalışıyorum?” diye bir cümle aratmak gerekir.