MEB kurumlar yönetmeliği her kurumun kendi içerisinde öğrenci yaşamı için gerekli şartları sağlaması için yapılması gerekenleri sıralamıştır. Elbette bu şartlar harfiyen uygulanmış özellikle özel okulların denetimine giden müfettişler tarafından tek tek en ince ayrıntısına dek ölçülerek denetimi yapılıp ruhsat verilmiştir.
Kurumlarda kapalı spor salonlar, laboratuvar alanları, okul bahçesinin metrekaresi, engelli lavabolarına kadar tüm ayrıntıları düşünen yönetmelik kullanımlarına gelince biraz yavan kalmıştır. Çünkü daha sonradan depoya dönüşen engelli lavaboları, kilitli odalara dönüşen laboratuvar alanları, neredeyse kullanılmayan harita odaları bu durumun en büyük göstergesi.
Denetim alanında yetersizlik, kurum idarecileri ve öğretmenlerin takip işini bırakması yalnızca materyal olarak MEB kitaplarına bağlı kalınması bu durumu daha da yaymıştır .
Zaman zaman öğretmenlerin isteksiz oluşu, akıllı tahta dan video gösterip basite kaçması, bu konu sınavda çıkmaz deyip atlaması veya ayrıntıya inmemesi öğrenciyi daha da hazırcı hale getirmiş yaşanmışlıktan ,pratiklikten uzağa itmiştir.
Eğitim ”Bireyin kendi yaşantısı yoluyla istendik, kasıtlı olarak davranış değiştirme süreci” olarak tanımlanır.
Oysa ki günümüzde bireyin yani öğrencinin bir yaşantısı yok kitaba bağlı öğretmen video aracılığıyla ders çalışan öğrenci haliyle yaşanmışlıktan uzakta bu sebeple günümüz eğitim sistemin de öğrenci kendi yaşantısından uzak kitap, video ne söylüyorsa onu öğreniyor tabi öğrendikleri sınavda karşısına çıkarsa unutmuyor veya ilgisini çekiyor çıkmazsa unutup işe yarayan karşısına çıkan konuları öğrenmiş bulunuyor.
Bu sistemi başta Milli Eğitim sonra da sistemin uygulayıcıları öğretmenler üretip eğitimi yaşanmışlıktan uzaklaştırıyorlar.
Bu sistemin bir an önce terk edilmesi ümidiyle.