Öncelikle, “milli” ve “rezalet” kelimelerini aynı cümlede kullandığım için hepinizden özür diliyorum.
Önceki akşam bir hazırlık maçı izledik.
İnanın Türk milleti adına, futbol kimliğim adına, güzel ülkemin geleceği adına utandım...
O kadar çok rezillik vardı ki sahada hangi birini yazacağımı, nereden başlayacağımı şaşırdım.
En başta Türkiye Futbol Federasyonu’ndan başlamak istiyorum.
Allah aşkına bu ülke en büyük yatırımlarını modern statlara yaparken, hiç mi saha zemini düzgün bir stat bulamadınız da o maçı Antalya’daki patates tarlasında oynattınız?
Romanya’da çağ dışı bir futbol sergileyen milli takıma gelince, Lucescu artık bu milletin aklıyla alay etmeye başladı.
Yaptığı açıklamalar, kurduğu kadrolar, sahadaki müdahaleleri hepsi fiyasko!
Burada en masumu sahaya sürülen futbolcular.
Bu kadar düzensizliğin, özensizliğin olduğu yerde sahadaki oyuncuları inanın hiç suçlamıyorum.
Peki ya maçın yorumcusuna ne demeli?
Neredeyse “Beni al, beni al” diye yalvaracak ekranda. Futbolcular sahada hata yaparken, yorumu bırakıp meslektaşını eleştiren bir yorumcu.
İnsanlardaki “milli” takım duygusunu el birliğiyle bitirdiler bu ülkede. Önceden herkesi sokaklara döken bir futbol takımımız vardı. En son böyle bir başarı için sokağa ne zaman çıktığını hatırlayan var mı aranızda?
Milli ara diye Süper Lig’de TFF 1. Lig’de maç oynanmadı. Eğer böyle milli takım izleyeceksek lütfen ara falan verilmesin, çünkü futbola ihanet bu aralar...
Lucescu ile bu işin olmayacağı kesin.
Ama adam hala yapışmış koltuğa ve bir Allah’ın kulu da hesap sormuyor en çok ta ona şaşırıyorum.
Zaten bu Türk futbolunda Lucescu sevdası ne zaman bitecek çok merak ediyorum.
Galatasaray’a, Trabzon’a, Fenerbahçe’ye, Beşiktaş’a hoca lazım olsa hemen çare Lucescu!
Çaya çorbaya limon gibi her yere Lucescu!
Ne Lucescu imiş arkadaş, ülkemizde milli takım bitti hala Lucescu, inadına Lucescu!
Yazıktır, günahtır, bizi bir arada tutan bu değerimizi lütfen öldürmeyin, bu ülkede futbolun bitmesine ne olur izin vermeyin!