Türk Hava Yolları Müdürü’nün “Korkulacak bir şey yok. Sadece bulaşınca öldürüyor” telkininden sonra rahatlamayan(!) milletimizin Ebola Kanamalı Virüsü ile ilgili gerçek manada bir bilgisi yoktur.

Ebola ile ilgili komplo teorilerine dokunmadan biraz bilgi vermek istiyorum.

İlk olarak 1976 yılında Kongo Cumhuriyeti’nde görülen bu virüsün adı da aynı ülkenin Ebola Nehri’nden geliyor. İlk olarak yarasalardan çıktığı varsayılıyor. O yarasaların ısırdığı memeli hayvanlardan da insana bulaşıyor. O virüse maruz kalan memeli hayvanın etini tüketen insanlara adapte olan virüs hızlı bir şekilde başka insanlara bulaşıyor.

Çünkü dünya artık çok küçük. Yılda 750 milyon insan hava yolları ile seyahat ediyor. İnsanlar sürekli yolculuk halinde ve bu tür uluslararası riskler durumunda Ebola gibi virüslerin taşınması, başka ülkelere çok hızlı bir şekilde yayılması kaçınılmazdır.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre yedi farklı ülkede 9 binden fazla Ebola Kanamalı Virüsü’ne rastlandı ve 4 bin ölüm gerçekleşti.

Buradaki tek olumlu taraf, virüsün bulaşmasından sonra hemen o virüs diğer insanlara bulaşmıyor. Ateşlenme olduktan sonra risk başlıyor.

Ebola Virüsü taşıyan hastanın diğer insanlara o virüsü bulaştırması genel hatlarıyla dört şeklide oluyor:

- Direkt temas halinde bulaşıyor. (Tokalaşma gibi)

- Hastanın dokunduğu objelere dokunulması… (Kalem, kaşık, tespih ve giydiği elbise gibi)

- Hastanın sıvı atıklarına temas… (Gözyaşı, ter ve kan gibi)

- Defin işlemlerinde cenazeye doğrudan temas halinde…

Afrika’da bu virüsün çoğalmasının büyük nedeni bu son yazdığım defin sırasında oluyormuş.

Ebola Kanamalı Virüsü’nün ilk evreleri genel hatlarıyla anlatılıyor ama diğer evreleri es geçiliyor. Bu hastalığın en belirgin özelliği, insan vücudundan dışarıya kan akmasıdır. Gözlerden, kulaklardan, kasık bölgesinden hatta iğne vurulan bölgeden dahi dışarıya kan akıyor ve pıhtılaşma yok oluyor. Son olarak, ki bu süre bir haftadadır, çoklu organ yetmezliği sonucu ölüm gerçekleşiyor.

“Korkulacak bir şey yok, sadece bulaşınca öldürüyor” demiyorum tabii ki. Bu konunun uzmanı da değilim ama uzmanları iyi takip ederim.

Olayın özünü bilmeliyiz. Ve ciddiye almalıyız…

Mesela, o virüse maruz kalan birinin, temas halinde olduğu herkes risk durumundadır ve bu bilgi hemen hastadan alınması gerekir.

Bizim hazırlıklı olmamız gerekir. Ve halkın bilgilendirilmesi gerekir. Şu anda Türkiye’de bir tehlike yok, demek, hiç tehlike olmayacakmış anlamına gelmez.

Halkın eğitilmesi gerekir ve bu tür durumlarda yapılacak ilk uygulama okullarda olması gerekir.