Dostluklar önemlidir hayatta...
Mahallede, okulda, iş yerinde ve sahada!
Futbolun dostluğu ise apayrıdır. Farklı renkler için mücadele etseniz de sizi bir birinize bağlayan tutkular vardır.
Bursaspor – Ankaragücü, Beşiktaş – Karagümrük, Göztepe – Bursaspor kardeşlikleri vardır mesela, taraftarlarının kim yenerse yensin sevinebildiği, bir birine sarılabildiği, rekabeti unutup formalarını giyebildiği...
“MalatyAdana” diye yazılan, Malatya – Adana dostluğu da işte böyledir.
Alima Yeni Malatyaspor – Adanaspor maçı öncesi ve sırasında yaşanan görüntüler bu ülkede bir ve kardeş olduğumuzda neleri başarabileceğimizi gösterdi aslında. Bu tablonun hem tüm tribünlere hem de bu ülkede kardeşçe yaşayamayacağımızı düşünenlere ders olması gerekir.
Tribündeki dostluk havası maça, hatta sonuca bile yansıdı. Her iki takım arasında en ufak bir sertlik olmadı. Her ne kadar maçın hakemi Emre Altun şansını zorlasa da taraftarlar ve oyuncular sağduyulu davrandı.
Günün tartışmasız kahramanı Umut Nayir’di. Kaçırdığı gollerden dolayı ona; ‘bunu nasıl atamazsın’ diyecekken, 90’da sahneye çıktı. Bu golü ancak ‘ben atarım’ dedi ve usta işi bir gol kaydetti. Umut’un kaçırdığı gollere rağmen son saniyeye kadar pozisyon araması, Allah’ın hiçbir emeği karşılıksız bırakmayacağının sahada tezahür etmiş haliydi adeta.
Beraberliğe en çok taraftarlar sevindi
1 – 1’lik beraberlik her iki takımının hedefleri göz önüne alındığında aslında kimseye yaramadı. Ama taraftara sorsanız Turbeyler de Derebeyleri de bu skorla bitmesine daha çok sevinmişlerdir.
Karabük ve Elazığ galibiyetlerinden sonra yine üzerine koyan bir Malatyaspor izledik. İşin şakası bir yana Umut girdiği pozisyonları değerlendirse, kesinlikle kazanmayı daha fazla hak eden taraf bizdik. Artık rakibi kim olursa olsun, her maçtan puan çıkarmayı bir kültür haline getirmiş olması takımımızın en büyük kazancı oldu.
Sol kanadımız felçliydi!
Azubuıke’nin yerine oynayan Sedat Ağçay’ın topu daha dengeli ve efektif kullanması hücum zenginliğimizin artmasını sağladı. Sağ önde deli taylar gibi peşine rakip savunmayı takıp giden Guido Koçer, topla her buluşmasında tehlike yarattı.
Sağ kanadımız ne kadar etkiliyse sol kanadımız bir o kadar kırık ve felçliydi. Ramazan Kahya’nın yerleşik savunmadaki rakiplere karşı, arkası dönük oynayamayacağını defalarca ifade etmiştim. Elazığ maçında rakip beklerin ve orta sahaların yerlerini boşaltmasıyla orada iyi işler yapan Ramazan, Adana savunması karşısında bocaladı, çünkü önünde boş alan yoktu.
Ali Sakal ve Sadık, her maç olduğu gibi yine ayakta alkışlanmayı en fazla hak edenlerdi. Geçen haftaki Elazığ maçından sonra düşük performanslı Mba’nın hali klasik siyahî oyuncu dedirtti. Zaten bu tarz oyuncularda istikrar olsa Malatya’da değil, Malaga’da oynarlar.
İrfan Buz’un sol öne acilen Sandro Gotal’ı dahil edip, Erkan Sekman ve Yiğitcan Erdoğan’dan da daha fazla faydalanması lazım. Bir uçta Sandro, diğer tarafta Guido, önde Umut, arkada iyi bir Mba bu takıma müthiş bir hücum gücü kazandırır.
Alınan 1 puan; genel oyuna bakıldığında toplam verilenler ile yapılan hatalardan çıkarılan sonucun kalanıdır. Rakiplerin yaşadığı kayıplardan sonra ne kardayız ne zararda. Göztepe karşısında bu oyunun yarısını sergilersek, 3 puan garanti diyebilirim.