Malatya yerel medyasında ve Türkiye genelinde son yıllarda mantar gibi çoğalan yetkisiz internet haber siteleri ile kendisini "gazeteci" olarak tanıtan meslek dışı kişiler, düzenlenen bir televizyon programında tüm çıplaklığıyla masaya yatırıldı. Gazeteci Berkman Dulcan ve Sonmanşet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un hazırlayıp sunduğu, Busabah TV YouTube kanalında yayınlanan Haftanın Nabzı programına konuk olan KırmızıTürk Spikerler Platformu Kurucusu Cengizhan Kaya, Malatya medyasında acil bir temizlik ve standartlaşma yapılması gerektiğini vurguladı. Canlı yayında; çiğköfteciden tütüncüye, emlakçıdan inşaatçıya kadar önüne gelenin internet sitesi açarak "gazetecilik" yapmaya çalışması ve mesleki etik çöküş sert sözlerle eleştirildi.
"Ben nasıl doktor olamıyorsam, canı isteyen de gazeteci olamaz"
Programda ilk olarak yasal boşluklara dikkat çeken Sonmanşet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut, mesleği yıllardır alaylı olarak hakkıyla yapan isimlere hürmet duyduklarını belirterek, son dönemde türeyen "sonradan görme" internet sitelerine isyan etti. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve gazetecilik meslek örgütlerine radikal kararlar alınması yönünde çağrıda bulunan Davut, "Gazeteci olmak bu kadar kolay olmamalı. Evde oturan bir kişinin 'Ben sıkıldım, bir haber sitesi kurayım' diyerek bu işe girmesi kabul edilemez. Ben 4 yıl İletişim Fakültesi okudum, bu işe emek verdim. Ben şu an canım istiyor diye gidip bir hastanede doktorluk veya hemşirelik yapabilir miyim? Mümkün değil. O halde bizim mesleğimize de katı kriterler gelmeli. Eğer elini kolunu sallayan herkes bu işi yapabilecekse, o zaman Türkiye'deki tüm İletişim Fakültelerini kapatalım. Boşu boşuna devlet bütçesinden akademisyenlere maaş ödenmesin, öğrenciler zaman kaybetmesin. Malatya'da bakıyorsunuz adam inşaat sektöründe faaliyet gösteriyor; kendi asıl işine reklam ve güç devşirmek için bir internet sitesi kurup medya üzerinden şov yapıyor. Bu suistimallerin önüne yasal barajlarla geçilmelidir." ifadelerini kullandı
"Pandemi döneminde sırf sokağa çıkabilmek için site kurdular"
1999 yılından bu yana Malatya genelinde haber müdürlüğü, sunuculuk ve muhabirlik yaptığını hatırlatan gazeteci Berkman Dulcan ise yerel medyanın içine düştüğü trajikomik durumu çarpıcı örneklerle gözler önüne serdi. Malatya'daki bazı cemiyet başkanlarının dahi kendi sitelerinde künye bulundurmadığını iddia eden Dulcan, "Pandemi döneminde sokağa çıkma yasakları varken, kurumlarından yazı alan ya da e-Devlet çıktısı olan gazeteciler rahatça çalışabiliyordu. Malatya dahil birçok şehirde adam sırf yasakta dışarıda gezebilmek için internet sitesi kurdu! Gazeteciliğin 'g'sinden anlamayanlar bir gecede site sahibi oldu. Bugün piyasada çiğköfteci, emlakçı, tütüncü site açmış, 'Ben gazeteciyim' diye geziyor. Yıllarımı bu işe verdim, ben hâlâ kendime 'gazeteciyim' derken seçici davranıyorum. Malatya'daki dernek ve cemiyetler üye alırken savcılık, maliye ya da Basın İlan Kurumu kayıtlarına bakıyor mu? Bu şehirde cemiyet başkanlığı yapıp, kendi haber sitesinde yasal olarak zorunlu olan künyeyi bile yazmayan insanlar var. Meslekte etik tamamen bitti; yolda içi para dolu çanta bulup karakola teslim eden adamı haber yapıyorlar. Parayı teslim etmek dürüstlüktür, haber değeri taşıyan şey parayı teslim etmemektir. Habercilik vizyonu tamamen kayboldu." dedi.
"Malatya medyası bu kirliliğe karşı öncü olmalı"
Türkiye genelindeki birçok İletişim Fakültesinde gençlerle bir araya geldiğini belirten medya koçu Cengizhan Kaya da yerelde yaşanan bu kontrolsüz kirliliğin zamanla ulusal medyayı da çürüttüğünü ifade etti. Gazeteciliğin toplumun inşasını sağlayan 4. kuvvet olduğunun altını çizen Kaya, Malatya medyasının bu konuda Türkiye'ye örnek bir temizlik hareketi başlatması gerektiğini söyledi. Kaya, "Fakültelerdeki öğrencilerde, piyasadaki bu yetkisiz insanlar yüzünden ciddi bir gelecek kaygısı ve ümitsizlik var. Gazetecilik 'ben de yaparım' denilecek sıradan bir iş değildir. Gazeteci sorduğu soruyla vizyon katar, topluma istikamet verir. Dışarıdan gelen mesleksiz kişilerin yaptığı iş habercilik değil, olsa olsa PR veya reklamcılıktır. Yanlış soruların doğru cevabı olmaz; siz liyakatli gazeteciyi devre dışı bırakıp bu insanlara alan açarsanız, toplumun adil soru sorma hakkını elinden alırsınız. Bu iş keyfe keder yürüyemez. Resmi cemiyetler ve dernekler bir araya gelmeli; yazı işlerinden kameramanına kadar herkesi kapsayan nesnel, ölçülebilir mesleki kriterler belirlenmelidir. Medya bu standartlarla ayağa kalkarsa, şehir ve toplum da ayağa kalkar. Malatya'da deprem döneminde iletişimin ve doğru bilginin ne kadar hayati olduğunu hep birlikte tecrübe ettik. Doğru enformasyonu sunamazsanız, meydan bu dezenformasyonculara kalır." sözlerini sürdürdü.
Üniversite öğrencilerine stajyer sitemi "Para istemiyoruz, yine de gelmiyorlar"
Programın son bölümünde liyakat ve eğitim kalitesi tartışılırken, Malatya’daki üniversite öğrencilerine yönelik çarpıcı bir sitem de gündeme geldi. Kentte İnönü ve Turgut Özal üniversitelerinde İletişim Fakültesi bulunmasına rağmen öğrencilerin pratik alandan kaçtığını belirten Berkman Dulcan, "Hocalardan stajyer istiyoruz. Çocuk gelsin sitemizde kendini geliştirsin, köşe yazsın, haber girsin diyoruz. Hatta 'Sitemize reklam bulursa komisyonunu tamamen cebine atsın, harçlık yapsın, tek kuruş istemiyoruz' diye WhatsApp gruplarına yazıyoruz. Ama inanır mısınız, bir tek öğrenci bile müracaat etmiyor. Okul bitiyor, önlerine haber metni koyuyorsun, yazmayı bilmiyorlar; ekrana çıkarıyorsun, konuşamıyorlar" derken, Sinem Hatun Davut da bu durumun üniversitelerin en büyük pratik eğitim eksikliği olduğunu onaylayarak tartışmayı noktaladı.




