1962 yılında yapılan İstanbul Pasajı, bugünün en çok bilinen pasajlarındandır. BUSABAH’ın yaşam ve kültürel eki Turuncu’da İstanbul Pasajı’nın en eski esnaflarından terzi Mustafa Yılmaz ile ilgili haberi kaçırmayın, mutlaka okuyunuz.

Önce depo olarak kullanılan İstanbul Pasajı 1962’den buyana çok değişim geçirdi. Uzun süre fazla dolu olmayan pasaj daha sonra depo ağırlıklı bir dönem geçirmiş. Daha sonra, benim de çocukluğuma denk gelen “atari salonları” furyası başlamış. O dönemler, bir çay ocağı, birkaç eski kitap satan dükkân dışında pasajın çoğunluğu atari salonlarıyla doluydu. Daha sonra “kitapçı” akınına uğramış İstanbul Pasajı. Önce ikinci el kitapçılar sonra okul kitapları ve daha sonra roman-hikâye ağırlıklı kitapçılar. Son 5-6 yıldır çay ocağı ağırlıklıdır İstanbul Pasajı… Otantik çay ocakları ve çay ocaklarındaki o koyu sohbetlere çok katılmışımdır. Her daim sevdiğim bir pasajdır. Çoğu Malatyalının anısı vardır ve çok anlamlıdır.

“Perlon” dükkânının sahibi, terzi Mustafa Yılmaz’ın verdiği bilgiler için çok çok teşekkür ederim.

ADAY AFİŞLERİ

Boy boy ve devasa afişler Malatya’da sergilenirken dikkatimi bir şey çekti. Ahmet Çakır haricindeki tüm adayların resimleri yalnız başına çekilmiş. Ahmet Çakır haricindeki adayların genel başkanları hiçbir karede yok. Ahmet Çakır tabii ki Türkiye’de sevilen ve her iki kişiden birinin oyunu almış bir liderin resmini ve ismini çok iyi kullanması normal karşılanır. Yanılmıyorsam tüm illerde de Tayyip Erdoğan’ın adaylar ile çekilmiş resimleri vardır. Fakat, MHP, Saadet Partisi ve CHP’nin genel başkanlarının resimlerinin olmaması garibime gitti. Safça bir soru sormak istiyorum: SEBEP?

BAŞBAKAN

Dörtyol’da asılan devasa bir afiş var. Başbakan’ın tek başına çekilmiş bir resmi ve bir yazısı var. “Biz Malatya’dan razıyız.” Başbakanımızın bizden razı olması güzeldir ama bunun tam tersi olması lazım. Demokrasilerde seçmenin seçilenden razı olması önemlidir. Buradaki sıra değişmiş gözüküyor ama Ahmet Çakır iktidarın gücünü kullanmayı ve afişlerde de görüldüğü gibi Başbakan’a olan sempatiyi kendisine çekmeyi düşünmesi siyasi bir başarıya benziyor. Bu siyasi başarıya benzeyen olayın mimarı da Tayyip Erdoğan’dan başkası değildir.

1999 seçimlerinde, Türkiye’nin en gelişmemiş ilçesindeki yerel seçimlerinde (Malatya-Kale), o zamanlar daha yeni kurulmuş olan Demokrat Türkiye Partisi lideri Hüsamettin Cindoruk’un partisinden belediye başkan adayı olmuş şahsın dahi genel başkan ile çekilmiş fotoğrafı vardı. Varın siz düşünün…