Dünyanın medeni ülkelerinde işe alım sürecinin belli kuralları vardır. O kadar karmaşık kurallar değildir ve bu süreç ile ilgili bir yetkili veya bir departman vardır.

Bırakın devlet dairelerindeki alım sürecini, özel şirketlerde dahi çok hatalar yapılıyor. Dünkü yazımda “gezici işçiler” ile ilgili birkaç kelam etmiştim. Bu gezici işçilerin bir sebebi de işe alım sürecini yanlış yöneten insanlardan kaynaklanmasıdır. Herkesin her işi yapabileceğini düşünmek, çok yanlış bir düşüncedir.

Kurumsal şirketlerin iki ya da üç ön eleme sistemi vardır. Bunların ilki telefonda başlar ve son olarak da “eğitim” süreci dâhil edilir. Bu süreçlerin hepsinde ayrı insanlar ile görüşme yapılır.

İşe başvuranın; eğitimi, beden dili, samimiyeti, daha önce çalıştığı iş yerleri, kendini ifade etme biçimi, giyimi ve sosyal duruma bakılır genelde.

Peki devlet dairelerindeki işe alım sürecinde neye bakılıyor?

Bu topraklarda, devlet dairelerinde işe alım sürecinin tek bir kuralı vardır: TORPİL!

Herhangi bir resmi kuruma veya resmi kurumla bağlantısı olan bir özel kuruma “işçi” alımını duyduğun zaman, bil ki o kuruma gereken işçi alınmıştır. Çünkü, yeni birileri işe başlayınca haberin olur bu memlekette.

Bu çarpık düzenden dolayı algımız sürekli “birilerini” aramakla geçiyor. O tür işe alım süreçlerinde herkes “birilerini” bulmaya çalışıyor. Çoğu insana söz veriliyor. Umutlar aşılanıyor ve sonrasında hüsrana uğratılıyor o gariban işçi adayı…

Kimin eli kimin cebinde, bir cebin kapasitesi ne kadardır, sürecinden bahsediyorum.

Bu çarpık düzenden dolayı normalleşmeyi unuttuk, normalini yazayım…

Önce, hangi kuruma eleman alınacağı ile ilgili üç ay önceden duyuru yapılır. Bu duyuru öyle kısır bir duyuru olamaz. En ücra köşedeki kasabanın dahi haberi olması gerekir.

Sonra, başvuralar kabul edilir ve son başvuru tarihi belirlenir. Son başvuru tarihinden sonra, o işin dalına göre bir eleme yapılır bir “kurul” tarafından. Daha sonra farklı bir “kurul” tarafından bir eleme daha yapılır. Bu eleme daha detaylı bir eleme sistemidir. Eğitim, beceri gibi özelliklere bakılır. Eğer iş kolu çok uzmanlık istemeyen bir bölüm ise, son olarak bütün işçi adayların önünde kura sistemi ile belirlenir. Uzmanlık alanı isteyen bölümlere ise mutlaka sınav yapılmalıdır.

Bu son cümleler size saçma gelebilir. Çünkü o kadar çarpık bir düzen var ki, içimize işlemiş bir algı var. Tersini düşünemiyoruz dahi…

Bazen tersten bakmak gerekir ve bazen ters olmak gerekebilir.

İlçe belediyelerde “işe alım süreci” dediğimiz kavram halen seçim kampanyası ile eş değerdir. “Bana oy ver senin çocuğunu işe alayım” şiarı, bu memleketin bulduğu bir yöntemdir.

Dedim ya, düz bakarak göremiyorsak ters bakmamız gerekir ey benim torpilsiz vatandaşım!