Hollanda'nın eski başbakanı Dries van Agt ve eşi Eugenie’nin ötanaziyle yaşamına son vermesi gündeme oturdu. Bu haberin ardından herkes ötanazi konusunu araştırırken, bunun İslami açıdan yorumu da araştırıldı.
ÖTANAZİ NEDİR?
Ötanazi, hasta olan bir kişinin yaşamının sonlandırılması amacıyla, acı veya çektiği diğer zorluklar nedeniyle, onun isteği veya rızası doğrultusunda tıbbi müdahalelerin yapılmasıdır.
NASIL UYGULANIR?
Türkiye’de yasak olan ötanazinin uygulanma şekilleri ise şöyledir:
Aktif Ötenazi: Bu durumda, tıbbi profesyoneller hasta için yaşamı sonlandırmak için bir ilaç veya başka bir yöntem kullanır. Bu yöntem, genellikle hasta tarafından istenir veya onaylanır.
Pasif Ötenazi: Burada, tıbbi müdahalelerin devamını keserek veya tedaviyi durdurarak hastanın yaşamını sonlandırmak amaçlanır. Örneğin, hastanın yaşamını sürdüren bir makineye bağlı olarak yaşamını sürdürmesinin sonlandırılması bu kategoriye girer.
İhtiyati Ötenazi: Bu durumda, hasta önceden yazılı bir vasiyetname veya ileri yaşam planlaması belgesiyle ötenazi isteğini belirtmişse, tıbbi ekip bu isteği yerine getirebilir. Bu genellikle hastanın ileri bir aşamada karar veremediği durumlar için hazırlanır.
ÖTANAZİ CAİZ MİDİR?
Din İşleri Yüksek Kurulunun bu soruya cevabı şöyle:
“Tıbbî verilere göre yaşama ümidi kalmamış veya şiddetli acılar hisseden bir insanın, hayatına bir başkası eliyle son verdirmesi demek olan ötanazi, talepte bulunan kişi açısından intihar, bunu uygulayan açısından cinayettir. İslâm dinine göre, kişinin kendi canına kıyması (intihar) haramdır.
Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de, ‘Ey iman edenler!... Kendinizi öldürmeyin Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir. Kim düşmanlık ve haksızlık ile bunu (haram yemeyi veya öldürmeyi) yaparsa (bilsin ki) onu ateşe atacağız; bu ise Allah’a çok kolaydır.’ (en-Nisâ, 4/29-30), ‘…Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın. Allah, bunları size düşünesiniz diye söylemektedir.’ (el-En‘âm, 6/151) buyrulmuştur. Peygamberimiz (s.a.s.), acı ve sıkıntılardan dolayı ölümün temenni edilmemesini istemiştir (Buhârî, Merdâ, 19 [5671]; Müslim, Zikir, 10 [2680]). Temennisi bile yasak olan bir işi gerçekleştirmek elbette büyük bir cürüm olur. Bu deliller de gösteriyor ki Allah’ın emanet ettiği cana kıymak caiz değildir (Tahtâvî, Hâşiye, 602-603). Çünkü bu, hem Allah’ın koyduğu sınırları çiğnemek hem de O’nun takdirine karşı isyan anlamına gelir.
Çekilen dertler ve acılar, müminin günahları için kefarettir. Üstelik bugün, yaşamından ümit kesilen hasta için hızla gelişen tıpta yeni bir tedavi imkânının ortaya çıkması, ihtimal dışı değildir.”









