Ülkenin geldiği veya geleceği durumu burada konuşmak belki de imkânsız…
Ülkenin geldiği veya geleceği durumu burada konuşmak belki de imkânsız…
Sadece gençlerin geleceğe karşı nasıl temkinli ve kaygılı olduğunu konuşmak istiyorum.
Ekonominin gitgide korkunç tablosu ile artık alım gücünün de zorlaştığı devirdeyiz. Market alışverişlerinin cüzdanı korkuttuğu, “Bir dışarı çıkıp nefes alayım.” denildiğinde en az 50 liranın gözden çıkarıldığı devirden bahsediyorum.
Öğrenim görmeyen gençlerin geleceğe kaygısını hepimiz anlayabiliyorduk. Fakat artık öğrenim görmüş lisans, hatta yüksek lisans görmüş öğrenciler bile “İş bulabilir miyim?” ya da “Bulduğum işten yeterince para kazanabilir miyim?” diyor. Çevremizde “Ben iki üniversite bitirdim bak filan mağazada çalışıyorum.” Diyen gençleri görünce okuyanda okumayanda kaygılı olmakta haklı diyorum.
Kimi doğuştan şanslı,
Baba parası, dayı torpili vs. derken kendini bir yerlere atmış ve hızla yükselmeye devam ediyor.
Kimi çalışsa da emek verse de sınavlardan çok iyi not alsa da torpili olmadığı için bir yerlere gelemiyor.
Bir diğeri de kırk yılda bir gördüğümüz gerçekten emek vererek bir yerlere gelmiş gençler…
Bazılarının da karşısına öyle insanlar çıkıyor ki ellerinden tutup bir yerlere getiriyorlar.
Ben sanırım en sondaki gencim. Şanslıyım çünkü elimden tutanlar işi öğretenler oldu. Kendimi geliştirmenin ve bir hayalin peşinde koşmanın hedefi ile yürüdüm. Önüme çıkan her engele karşı dimdik durmayı öğrendim. Hayatımda bazı şeylerin bambaşka olmasını da elbette isterdim.
Ama bunlara rağmen hala gelecek kaygısı ile yaşıyorsak gençlere bir kulak verin derim.
Gençler geleceğe nasıl aydınlık bakacak bir de bunu konuşalım.