Çok değil daha birkaç sene önce ünlü köşe yazarları, sanatçılar, artistler "Ekonomiye Can Verin" reklamlarında yer alarak ekonomiyi ve esnafı hareketlendirmek için kampanyaya destek verdiler. Hatırlıyorum da etkili olmuştu o dönem bu kampanya. Ama değişime uğramak için öyle çok uzun uzun yıllara ihtiyacımız yok biliyorsunuz. Son zamanlarda eğitim konusunda da piyasa bir hayli hareketli.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlamak için özel kreşlerde dahil olmak üzere tüm eğitim kurumları hazırlandı. Öyle eski usûl gibi şiir oku, şarkı söyle değil, bildiğimiz şenlik hazırlığı. Malum kutlamalar teferruatlı olunca harcanan paralarında haddi hesabı yok. Elbette herşeyin bir maddi karşılığı olmalı bunu kabul ediyoruz. Tabi sadece gerçek bedelini karşılayacak şekilde olursa kabul ediyoruz. Çocukları ve onlarla aynı heyecanı yaşayan aileleri kullanmadan olmalı bu istekler. Örneğin kız çocuklarımızın giydiği tütüler var ya son moda, hani şu tülden yapılan minik minik kabarık etekler. İşte onlardan 20 tanesinin yapılması sadece 7 lira. Ama okullardan bir kız öğrenci için istenen ücret 30 lira. Sizce de anormal değil mi? Ya da en önemlisi aradaki fark nereye, kimin cebine gidiyor? Çocuğum olmadan önce hiç bu kadar işin içinde değildim, bilmiyordum bu kadar detayı. Tabi çocuk olunca ve herşeye şahit olunca durum değişti. Zaten gazetede haftanın iki günü köşe yazmaya başlayınca da kendimi iyice kaptırdım ve her olayı enine boyuna incelemeye araştırmaya karar verdim.
Rahmetli hemşehrimiz Kemal Sunal'ın "Çöpçüler Kralı" filminde sokağı camdan izleyen ve gördüğü her olayı "yazıcam, bunuda gazeteye yazıcam" diyerek serzenişte bulunan yaşlı adam gibi hissediyorum. İşin şakası bir yana pek parlak değil aslında durum ve alınan bu rakamlar sadece 23 Nisan bayramında da değil. Okulda fotoğraf çekimi, gezi hepsinin karşılığı bildiğiniz cep yakıyor. Hele bu bir kreşse vay halimize. Yüzme dersi, basket dersi, piyano dersi derken alınan maaşlar hoop çocukların masraflarına. Ben karşı değilim verilen hizmete, eğitime, gelişim için faydalı olan kurslara, gösterilere. Ben bunların karşılığında alınan ücretlere karşıyım. Bedava olmayacağını biliyoruz bunların. Ancak uç rakamlarda olmamalı, tamamen kâr odaklı bir bedel istenmemeli.
Çocuklar, onların eğitimi, ailelerin heyecanı bence kullanılmamalı, müşteri zihniyeti olmamalı. Üstelik özel okul, devlet okulu, anaokulu, kreş diyede ayrım yapmıyorum bunları yazarken. Çünkü devlet okulları bile çok pahalı sandığımız özel okullara taş çıkartıyor harcama konusunda. Daha dün gibi hatırlıyoruz kağıt parası, aile birliğine katkı payı, temizlik parası diye istenilen gizli gelir kaynaklarını.
Milli Eğitimin acilen çözmesi gereken konuların başında yer almalı bence bu düzensizlik. Bir denetim ya da okul yöneticileriyle bir görüşme ve ortak karar çözecektir diye düşünüyorum sorunu. Sorunlar sadece ücretlerlede sınırlı değil bu arada, kreş ve anaokullarınada bir denetim şart artık. Her okul öncesi eğitim bölümünü bitiren kreş açmamalı, çocuklarımızı emanet etmemeliyiz. Gelişim ve kişiliğin oturma dönemi olan 2-7 yaş arası çocuklar tecrübesiz, amacı sadece para kazanmak olan sözde eğitim kurumlarına gönderilmemeli. Belli bir kalite, kriter getirilmeli artık. Hatta her ay düzenli bir denetim şart olmalı bu kurumlar için. O minnacık yavrular para kaynağı olarak görülmesin artık lütfen. Anne-baba olmak, çocuk yetiştirmek, onların hızına gelişimine yetişmek bu devirde yeterince zor zaten.
Başta Allah sonrada eğitimciler yardımcımız olsun. Gözleri ceplerimizde değil, çocukların üstünde olsun.