Rona Munro’nun yazdığı ve Konya Devlet Tiyatrolarının oyunlaştırıp sahnelediği ‘Demir’ adlı oyunu izledik bu hafta.

Bir annenin demir parmaklıklar ardındaki yaşamına ve küllenmiş annelik duygularının yıllar sonra onu ziyarete gelen evladı ile alevlenmesine şahit olduk.

Ne olursa olsun, nasıl bir suç işlemiş olursa olsun anne annedir. Gerisi ise hayat şartlarından ibarettir.

Annesi ölmüş birine ‘Senin annen yok mu?’ diye sormak da en büyük gaf olmalı.

Çünkü ölmüşte olsa o anne hatıralarda yaşar ve aslında hiçbir zaman ölmez.

İnsanoğlu topraktan yaratılmıştır ve toprağa dönecektir; bu hayatımızın gerçeği.

Bu nedenle midir bilinmez en güzel kokular kuru toprağa yağan rahmet yağmurlarının ardından etrafa yayılmaya başlar.

Hiçbir bir pahalı parfümü o güzel kokuya değişemezsiniz ve hiçbir teknoloji o güzel kokuyu şişeleyemez.

Anneye sarılmak da eşsizdir ve bir insanın en büyük kaybedişi annesini kaybetmektir.

Annenin başladığı yerde zulüm biter.

Son elli yılda dünyamızda savaşlardan ölen insan sayısı yaklaşık olarak altmış milyon.

Bunca insan doğal ölümlerle ölmedi. Çıkar çatışmaları ve nefret duygularımız yüzünden öldüler.

Bu verdiğim rakam yakın zamanımızın kayıpları.

Bir yazar olarak şöyle düşünmüştüm: Acaba dünyamızdaki 193 ülkenin ordularını anneler komuta etse ölümler daha az olur muydu?

Ben bunları bilemem ama annelik şefkati ile sarılmış bir dünyanın daha mutlu olacağını biliyorum…

HÜLLECİ

18-19 Mart tarihlerinde Sabancı Kültür Merkezi’nde Yaşar Nuri Güntekin’in yazdığı ve Erzurum Devlet Tiyatrolarının oynayacağı Hülleci oyunumuza sizleri bekliyoruz.

19 Mart tarihinde ise Karagözün Rüyası adlı çocuk oyununa çocuklarımızı bekliyoruz.