Yeni Malatyaspor iç sahada kaybettiği Elazığspor karşılaşmasından sonra çıktığı Adanaspor müsabakasından da 2-0’ lık mağlubiyetle ayrılarak, iki haftada kaybettiği altı puanla klasmanda alt sıralara doğru gerilemiş oldu.

Müsabakanın ilk yarısı takımımızın istediği şekilde oynandı. İlk 10 dakikalık Adanaspor baskısı daha sonra yerini düşük tempolu ve pozisyonsuz bir karşılaşmaya bıraktı. İlk yarının son dakikasın da altı pastan topu dışarı atan Nduka bizi sevindirirken, yine ilk yarıda İskender’in akıllıca sağ tarafa bıraktığı topu kullanamayan Mba, Yeni Malatyaspor taraftarlarını üzdü.

İkinci yarıya Adanaspor tempolu ve yarı sahamızda baskı kurarak oyuna başladı. Bunun neticesinde girdiği net pozisyonlarda Ertaç kalesini başarıyla savundu. Tıpkı ilk yarıdaki gibi bu baskıyı kırmış ve İskender’le rakip kalede pozisyon kaçırmışken, 30 saniye sonra kalemizde golü gördük. Golün sahibi Ergin Keleş farkı ikiye çıkardığında artık Yeni Malatyaspor için kalan 15-20 dakikalık süre hiçbir anlam ifade etmiyordu.

Karşılaşmada bazı futbolcuların basit oynamadan, kapasitelerini aşacak şekilde zoru seçmeleri hem takıma hem de kendilerine zarar olduğu unutulmasın. Yoksa takımın geneli oynayabilecekleri kadar sahada futbollarını sergileyip mücadele gösteriyorlar. Kalecimiz Ertaç, iki gol yemesine rağmen sadece takımımızın değil belki de karşılaşmanın en başarılı oyuncusuydu. Berabere kaldığımız Karabük maçı da dahil olmak üzere Sadık oynadığı futbolla (oldukça dağınık) kendine güvenenleri hayal kırıklığına uğratıyor. Ramazan Kâhya bu şekilde ileri çıkacaksa hiç çıkmasın, çünkü dönüşlerde oldukça ağır kalıyor. Stoperlerimiz kalabalık savunmada iyi, açık alanda ise yavaş kalıp defoları ortaya çıkıyor. Ali Sakal, Azubike ikilisi sadece koşuyor iyi niyetle defansif olarak gayret gösteriyorlar. Önlerinde oynayan Alex, Mba, Akpabio üçlüsü devamlı yer değiştirmelerine rağmen organize olmada ve rakip kalede pozisyon üretmekte sıkıntı yaşıyorlar. En uçta görev yapan İskender ise hem güçlü olmayıp hem de kurtların arasına atılmış kuzu misali yeteneğini sergileyecek alan bulamayınca sonuç kaçınılmaz oluyor. Yine de ayda yılda bir pozisyonda yakalasak onu atmalıydı diye düşünüyorum. Değil İskender, böyle bir oyun anlayışında Suarez, İbrahimoviç de olsa fazla bir etkinlik gösteremez. Kazanılan topları gelişi güzel ileri vurup rakip alanda bir ya da iki oyuncu ile icraat beklemek doğru olmasa gerek.

Tabi ki ben Yeni Malatyaspor’ un oyuncu kadrosunun PTT ligindeki diğer takımlarla kıyasladığımız da kalite olarak yetersiz kaldığını, oyun sisteminin de bu ölçüde belirlenmesinin doğru olduğunu biliyorum. Rakiple mücadele ve sahada çok koşma anlamında takımımızın her hangi bir sorunu yoktur. Zaten böyle bir istatistik yapsalar ligde ilk dört arasında yer alacağımız da kesindir diyebiliriz. Lakin top kazanıldığı zaman rakip kaleye gidebilmek ve pozisyonlar üretebilmek de futbolun içinde olan unsurlardır. Ben de biliyorum ki takımımızın gol yemeden dengeli bir şekilde sahada mücadele etmesi ve üç puanı alabilecek az sayıda da olsa pozisyon üretmesidir. Lig de alacağımız tek farklı da olsa galibiyetler bizi biraz üst sıralara atabilir. Alt sıralarda kalıp düşmeme mücadelesi vermek takımımızın moral motivasyonunu, kendine olan güvenini ve huzurunu bozar.

Göztepe müsabakası tam bu yazdıklarımızın üstüne gelen, kazanıldığı zaman puanımızın 8 olacağı, ilerisi için takımın biraz kendine geleceği karşılaşma olabilir. Özellikle iç sahada alacağımız galibiyetler bizi bu lig de tutabilecek sonuçlar olarak göze çarpacaktır. Unutmayalım ki, müsabakayı rakipten çok kazanma isteği ve arzusu da üç puan için bir kriter olabilir. Bu sayede kazanılan maçları unutmadan Göztepe karşısında takım olarak bunu başaralım sonucu umarım istediğimiz gibi olur temennisiyle başarılar…