Aslında her geçen bayram daha farklı geliyor.
Çünkü dünya değişiyor ve değişen dünyaya ayak uydurmak için sıraya girmişiz.
Mesela bana her bayram toplu “watsapp” mesajları gelir.
Sadece bayramlarda mesaj atmış!
Senede iki kere attığın bir nağmeli bayram mesajını atmazsan da olur güzel kardeşim!
363 gün herhangi bir iletişimin olmamış ama her bayram mutlaka atılacak o soğuk ve gereksize düşen mesajlar…
Artık bayramı facebook’ta yaşıyoruz.
Kurban kesiminin her halini fotoğraflayıp fecebook’ta albüm yapanlar gördüm.
25 fotoğraf…
Neredeyse pazarda almış olduğu kurbanın pazarlık hallerini de ifşa edecek bizlere…
İnan hayvanın kaça bölündüğünü, hangi akrabalarına pay edildiğini, o soğuk poşetleri paylaşanlar gördüm.
Bu haller hal değil de bakmayın kurban araç olmuş…
Bu “haller” yüzünden sırf birilerine inat dalgavari kurban paylaşımları bana daha garip gelir.
Sözde okumuş etmiş tiplerdir aslında…
Mesela Arakan’da akan kan için bir cümle kurmazlar çünkü onların mevzusu koyun severlik üzerinedir.
Dünyadaki bu sınırsız tüketime ses çıkarmazlar ancak bayramın bu “dört günü” onlara batar!
Sözde okumuş etmiş dediğim bundandır, tabağında kilo kilo farklı farklı et çeşidi varken facebook’ta dini görevini yerine getirirken aptallık edenleri bahane ederek kurbanı, bayramı ti’ye almaya çalışan ve sonucu “vahşiliğe” bağlayan okumuş aptallar bazı gerçeklerin farkında değildir.
Hani şu meşhur Nusret’i bilirsiniz. Hani şu ete tuz dökmesi dünyaca meşhur olmuştu.
Bir tabak etli yemek, geçen gün öğrendim, 400 lira ile 600 lira arasıymış.
Bir akşam yemeği bir kurban!
Bodrum’da bir porsiyon lahmacun 90 lira…
Dünyadaki et tüketimi sıralamasında Müslüman ülkeleri ne durumda, diğer ülkeler ne durumda…
Bu farkı bilmeden koyun severlik yapmak bana aptalca geliyor.
Aslında deveye parende attırmaya çalışıyorum ama nafile…
Geçmiş bayramınız inşallah az sanal olmuştur.