Başakşehir önünde alınan 2-0’lık mağlubiyete üzüldük mü?

Üzüldük…

Ancak üzerinde durulması gereken konu; sezonun ilk yarısında sahada basmadık yer bırakmayan, rakibe nefes aldırmayan, formasını terleten yenilse bile onurlu ve şahsiyetli mücadelesiyle Malatyalıları gururlandıran futbolcuların bu kimlikten uzaklaşmaları, yine sezonun ilk yarısında ki maçlarda saha kenarında yerinde duramayan, coşkulu ve heyecanlı yapısıyla oyuncuları ateşleyen, oyunu bire bir yaşayan Erol hocanın bu havadan uzaklaşması.

Enerjik yapısından uzaklaşıp soğuk havanında etkisiyle üşüyen Erol hoca sadece izlemekle yetinince sahada ruhsuz, isteksiz, mağlubiyeti kabullenen bir oyuncu topluluğu ile ancak bu kadar olabiliyor.

Hani nerde ilk yarıda ki coşkulu, heyecanlı, rakibi ısıran oyuncular?

Hani nerde saha kenarında heyecanından duramayan Erol Hoca ve yardımcıları?

İkinci yarıyla birlikte sizi tanıyamıyoruz, farkında mısınız?

Siz, sizi siz yapan değerlerden uzaklaştınız!

Başakşehir belkide sezonun en rahat 3 puanını aldı ve gitti.

Bu kadar rahat bir maç beklemiyorlardı eminim.

Mağlubiyetler, kayıplar futbol oyununda normaldir, ancak mücadele, istek ve kazanma isteği olmazsa formaya saygı ve mücadele ruhu gibi önemli sorumlulukların yerinde yeller eser ve esiyor da.

İlk yarıda toplanan puanların verdiği rahatlıkla oluşan rehavet duygusu bu takımın üzerinde artık çok net görülmekte.

Eğer teknik kadro ve oyuncular sezonu kafalarında bitirdilerse maç oynamanın da bir anlamı yok sanırım. Tribünde sizleri sahiplenen taraftarlarımızı, televizyon başında ellerini açıp dua eden Malatyalıları bu şekilde üzmeyin.

İlk yarıda üzerinizde taşıdığınız forma size daha güzel yakışıyordu. Gidin evinize ilk yarıdaki maçları izleyin ve ders çıkartın, sizi düzeltecek olan yine sizlersiniz

BİR ÇİFT SÖZÜM DE FIRAT AYDINUS’A

Bundan sonra yöneteceğin maçlarda yanına Emre ile Arda’yı da al birlikte yönet!