Malatya’da önceki akşam hissedilen 2 depremi değerlendiren İnönü Üniversitesi İnşaat Teknolojileri Bölüm Başkanı Vehbi Aluçlu, ana depremler ve artçı sarsıntıların devam edeceğini ancak güneyde artık büyük bir tehlikenin kalmadığını ifade etti. Aluçlu,

“Bizim büyük tehlikemiz batıda”

dedi.


Artçı sarsıntıların devam ettiği Malatya, 23 Kasım Perşembe günü saat 17.46’da 5.2 ve 4.7 büyüklüğündeki 2 depremle sarsıldı. Bu sarsıntıların meydana geldiği faylar ve depremlerin hissedilme dereceleri hakkında BUSABAH Medya’ya konuşan İnönü Üniversitesi İnşaat Teknolojileri Bölüm Başkanı Vehbi Aluçlu, Malatya Fayı’na dikkat çekerek önemli değerlendirmelerde bulundu.

Doğu Anadolu Fayı üzerinde Palu ile Bingöl arasının devre dışı bırakıldığında artık çok büyük bir deprem beklemediklerini vurgulayan Aluçlu, 5,2 büyüklüğündeki ilk depremin Doğu Anadolu Fayı üzerinde yan bir kolda meydana geldiğinin altını çizdi.

“SAĞLAM ZEMİNDE DAHA AZ HİSSEDİLDİ”

Malatya’nın güneyinde artık bir tehlikenin kalmadığını belirten ve Malatya Fayı’na dikkat çeken Aluçlu,

“5.2 büyüklüğündeki deprem Sincik ile Geçitli arasında yeni bir fayda meydana geldi. Burası daha önce kırılmamıştı. Bu fay kısa bir fay olduğu için ancak bu büyüklükte bir deprem üretebildi. Ama Uluköy'deki deprem daha önceki depremlerin artçısı olarak karşımıza çıkıyor. Yani birisi yeni bir deprem birisi artçı bir depremdi. 5.2’lik depremde kırılan fay kısa, yaklaşık 30 kilometrelik bir fay olduğu için burada ancak bu büyüklükte bir deprem oldu. 5.2 büyüklüğündeki deprem Malatya’nın Sincik ile olan mesafesinden kaynaklı olarak bazı yerlerde daha büyük hissedildi, zeminle alakalı olarak çürük olan yerlerde bu depremin şiddeti daha büyük hissedildi. Aynı büyüklükteki deprem sağlam zeminde ise daha az hissedildi. Bazı bölgelerde çok aşırı sarsıntılar oldu özellikle Malatya’nın sağlam olmayan zeminleri dediğimiz yerlerde çok hissedildi, bazı yerlerde de daha az hissedildi. 4,7 büyüklüğündeki Uluköy’deki depremi zaten artçıydı. Bu depremler olacak yani artçılarda, ana depremlerde olacak ama güneyimizde artık büyük tehlike kalmadı”

sözlerine yer verdi.


“BÜYÜK TEHLİKE BATIDA”

Aluçlu,

“Bizim büyük tehlikemiz batıda. Yani Malatya Fayı’nda. Malatya Fayı, Ovacık Fayı ile birleşiyor. Malatya Fayı 160 kilometre civarında bu fay 60 kilometre civarında da Ovacık Fayı’yla birleştiği zaman yaklaşık 220 kilometrelik bir fay oluyor. Bu fayın kırılması Malatya için çok büyük bir risk arz ediyor”

şeklinde konuştu.

“ÇOK BÜYÜK BİR DEPREM BEKLEMİYORUZ”

Malatya’yı etkileyecek faylar ve depremler hakkında da bilgi veren Aluçlu,

“Erzincan ile Bingöl arasında bir fay, Yedisu Fayımız var. Bu da büyük bir deprem üretme potansiyeline sahip; ama burası da Malatya’ya yaklaşık 200 kilometre uzaklıkta olduğu için Malatya’da bunu çok aşırı şiddetli hissetmeyeceğiz. Ancak binalarımızın durumu ortada olduğu için bu depremde de sıkıntılar yaşayabiliriz. Yine Palu ile Bingöl arasında bir deprem bekleniyor. Bu da Malatya’ya yaklaşık 200 kilometre bir mesafede olduğu için o da Malatya’da binasına ve zemin yapısına göre çeşitli şekillerde binalarımızı etkileyecek. Güneyimizde, Doğu Anadolu Fayı üzerinde Palu ile Bingöl arasını devre dışı bırakırsak artık çok büyük bir deprem beklemiyoruz. 5,2 büyüklüğündeki ilk deprem Doğu Anadolu Fayı üzerinde yan bir kol o yüzden bu fayla ilgili çok büyük sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyorum 5,2 büyüklüğündeki bir ana depremin, 4,2’ye varacak artçı depremleri olma ihtimali yüksek”

ifadelerine yer verdi.

“ÇÜRÜK ZEMİNDE DAHA ŞİDDETLİ HİSSEDİLDİ”

İki depremin Malatya’nın farklı noktalarında farklı derecelerde hissedildiğine vurgu yapan Aluçlu,

“Aynı büyüklükteki deprem çürük zeminde daha şiddetli hissedildi. Sağlam zeminde ise aynı büyüklükteki deprem daha az şiddetle hissedildi. Malatya’da sağlam zemin Beydağı’nın yamaçları. Beydağı’nın yamaçları bizim kireç taşı dediğimiz sağlam bir zemin yapısına sahip. Çevre yolunun üst tarafı daha sağlam ama yukarıya doğru çıktıkça daha da sağlam bir zemine ulaşıyoruz. Beydağı yamaçlarından aşağıya, ovaya indikçe oralar tarımsal topraklara elverişli bölgeler olduğu için alüvyon bir zemin yapısına sahip olmasında kaynaklı olarak bu yerler daha çürük zemin diyebiliriz”

açıklamasında bulundu.

Muhabir: Mehmet Kıroğlan