Biz Müslümanların kutsal mekan olarak gördüğümüz Harem i Şeriften sonra en önemli mekan Mescidi Aksa’ dır. Müslümanların ilk kıblegahı olması açısından da ayrı bir özelliği vardır. Nitekim Allah (C.C.) Kur’an-ı Kerimde İsra suresinde “Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir” . Mescidi Aksa bu kadar önemliyken orada ibadet etmek için bir buçuk milyar nüfusa sahip İslam alemi bir avuç israiloğullarından izin almak zorunda, onun içinde kırk yaşını doldurmuş olacak. Tam 1967 yılından bu yana Müslümanlar Mescidi Aksaya hasret, ümmetin namusu yarım asırdır ayaklar altında. Yok mu bir Selahaddin Eyyubi, yok mu çiğnenen ümmetin namusunu kurtaracak bir Hamza.
Ne oldu ümmete? niçin kulaklarımızı tüm bu olup bitenlere karşı tıkıyoruz? Görmüyor muyuz müslümanların başlarına gelen musibetleri? Her gün onlarca katliam haberleri ile gözlerimizi açmamız bize bir şey ifade etmiyormu ki, bu kadar rahat davranıyoruz? Hani dinimize dil uzatanın alnını karışlardık? Hani namusumuza el uzatanın elini kolundan kırardık? Acizane soruyorum, Afganistan’daki, Çeçenistan’daki, Filiskin’ deki, Irak’ taki, Burmadaki, Filipindeki ve Suriye’ de binlerce Müslüman öldürülürken, Müslüman kadınların namusları ayaklar altına alınırken, İsrail askerleri Mescid-i Aksa’ yı yakıp yıkarken biz neyle meşgulüz? Orayı korumak sadece Filistinli Müslüman’ın mı görevi?
Kutsal Mescid-i Aksa ayaklar altına alınırken, dinimizle alay edilirken, mescidler, camiler bombalanırken, kutsal Kitabımız Kur-an yakılıp- yırtılırken kardeşlerin bir bir işkence altında öldürülüp yere düşerken, insanlar diri diri toprağa gömülüp yakılırken, işkencenin en adi izleri mazlum bedenler üzerinde işlenirken biz ne yapıyoruz? Koca bir hiç marketlerde gözlerimiz yine Yahudi mallarında, ilk sepetimize onlar giriyor. Haberlerde izlemekten öteye gidemedik hiçbir zaman. Neden mi çünkü biz orada ki müslümanları hiç kardeşimiz, evimizden biri olarak görmedik ki!
Hani “müslümanın derdiyle dertlenmeyen bizden değildi” “kardeşi açken tok yatan bizden değildi”. Hadisiyle amel ediyor, yeri geldiginde bir başkasına nasihat ediyorduk? Hani “cihad etmeyen bir milletin yüzü gülmeyecektir” diyen Hz Ebu Bekir’in sözünü etraftakilere sık sık söylüyorduk? Şimdi ne oldu bize? Niçin ayağa kalkmıyor, zalimlerden hesap sormuyoruz? Tekerlekli sandalyede davasından dönmedi diye şehit edilen Şeyh Ahmet Yasin’ den mi utanıyoruz? Bizden ümidini kesmiş, bizim yerimize cidaha çıkmış, eline silahı almış bacılarıdandan mı utanmıyoruz? Mavi Marmara gemisiyle bu zulme dur demek için yola çıkan gençliğinin baharında şehadet şerbeti içen Muhammed Furkan’ dan damı utanmıyoruz? Biz bir ırk değiliz, biz bir topluluk değiliz biz Ümmetiz. Ne zaman silkelenip kendimize geleceğiz? Ne zaman uykudan uyanacak, ümmetin izzeti için erkekçe cihad meydanlarında ki yerimizi alacağız? Hiç mi içimizden bir Selahaddini Eyyubiler, Musab Bin Ümeyreler çıkmayacak. Allah (C.C.) Ahzab suresinde “Müminlerden öyle yiğitler vardır ki, onlar Allah'a verdikleri sözde sadakat gösterdiler. Onlardan bazıları şehit oluncaya kadar çarpışacağına dair yaptığı adağını yerine getirdi. Kimisi de şehit olmayı bekliyor. Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler" biz bu ayetin neresindeyiz. Bu ayet sadece Asrı Saadete mi hitap ediyor, hiç mi bize bir şeyler anlatmıyor?
Hiçbir şey yapmıyorsak bari iki damla gözyaşı dökelim, kardeşlerimiz için geceleri tatlı uykumuzu bölüp ellerimizi semaya açıp rabbimize dua edelim, her ay aylığımızdan küçük bir miktar para gönderelim. Bugün bu zulmün tek sorumlusu biziz hiç tepki vermiyoruz, hiçbir şey yapmıyoruz ve emin olalım ki yarın hesap günü bunların hesabı her birimizden tek tek sorulacaktır. Şüphesiz Allah (C.C.) işiten ve görendir.