Günlük mutfak alışverişinde arka planda kalan dana dalağı, aslında taşıdığı yüksek besin değeriyle tam bir doğal ilaç. Sadece hayvanlara verildiği sanılan bu sakatat, insan sağlığını destekleyen en ucuz ve en güçlü kaynaklardan biri olarak öne çıkıyor. Türk mutfağında çok fazla bilinmese de, doğru hazırlandığında sofraların vazgeçilmezi olmaya aday.
KANSIZLIĞI BİTİREN DEMİR DEPOSU: DANA DALAĞI
Dana dalağı, içindeki zengin mineraller ve kana hızla karışan demir oranıyla adeta şifa dağıtıyor. Bu özelliği sayesinde kan yapımını hızlandırıyor ve kansızlık çekenler için doğrudan tedavi edici bir rol üstleniyor. Üstelik kıvamı sanıldığı gibi sert değil; uygun yöntemlerle pişirildiğinde pamuk gibi yumuşuyor ve tatlımsı lezzetiyle karaciğeri andırıyor.
B12 VİTAMİNİ VE ÇİNKO KAYNAĞI
Vücut direncini artırmak isteyenler için bu sakatat tam bir biçilmiş kaftan. Kasları güçlendiren yüksek proteinin yanı sıra, sinir sistemini koruyan B12 vitaminini bolca barındırıyor. İçindeki çinko ve selenyum mineralleri hastalıklara karşı kalkan olurken, cildi de içeriden onarıyor. Potasyum sayesinde ise vücudun su ve enerji dengesi korunuyor.
TENCEREYE VE IZGARAYA ÇOK YAKIŞIYOR
Sakatat yemeyi sevenlerin çok iyi bildiği dana dalağı, mutfakta farklı şekillerde masaya getirilebiliyor. İster ızgarada cızbız yapılıyor, ister bol baharatla haşlanarak yeniyor. Ekmek arasına taze yeşilliklerle konulduğunda doyurucu bir sokak lezzetine dönüşüyor. Geleneksel sulu tencere yemeklerine ve güveçlere katıldığında ise yemeğin besin değerini zirveye taşıyor.


