Bizi hayvanlardan ayıran en temel farklardan biri de “eski” ile ilgili kayıt tutabilme yetimizdir. Yani, bundan yirmi yıl önceki bir olayı veya bir görüntüyü hatırlayabilmemiz, bizi diğer canlılardan farklı kılar.


Yeni neslin eskiye dair bir çözümlemesi, eski ile ilgili bir fikri veya eskiye dair bir merakı yoktur. “Yeni” kavramının her şartta doğru olduğunu varsayan bir neslin, “eski” dendiği zaman sadece eski konsol oyunlarının aklına gelmesi dünyanın artık farklı döndüğünün bir göstergesidir.

İnsanoğlu tarihine baktığın zaman silsile ile bilgi aktarımı vardır.

basittir…


Baba, oğluna anlatır, oğlu da kendi oğluna anlatır…


Sadece kendi çocukluğunu bilmezsin, babanın çocukluğunu da bilirsin dedenin çocukluğunu da bilirsin.
birileri anlatmıştır… Ya amcan anlatmıştır veya baban anlatmıştır. Karşı dairede oturan yaşlı komşun da anlatmış olabilir!


Bazı değerlerin bazı aileler tarafından kaybolmaması bu silsilenin devam etmesindendir.


Zaten “gelenek” dediğimiz, geçmişten günümüze kadar gelen ve yazılı olmayan uygulamalardır.


Sizce bu silsile devam ediyor mu?


Soruyu daha derinleştirelim: Bu silsile ile devam eden aile sayısı ne kadardır sizce?


Eminim ki çok çok azdır…


Aynı evin içerisinde ve aynı odada tüm aile fertleri kaç saat duruyor?


Her biri bir odada online bi vaziyette zamanlarını öldürüyorlar.


Evin yaşlısına soru sormayı bırakın, o yaşlı da artık anlatmıyor.


Çünkü anlatınca sıkılan bir nesilden bahsediyoruz.


Soba ve çaydanlık her evin ayrılmaz ikilisiydi.


Soba hem evi ısıtır hem de çaydanlıktaki suyu ısıtır.


O suyun kaynama sesi eşliğinde TRT izlenirdi. İnsanlar saatlerce sohbet ederdi.


O koca koca insanlar çocukluğunu anlatırlardı. Daha önce yaşanmış olayları, bir tiyatrocu maharetiyle etrafla paylaşırlardı.


İnsanlar evin içinde eskiye dair sorular sorardı. Siyaset konuşulurdu. Gündem tartışılırdı.


Ve bunların hepsine sobanın çıkardığı o yumuşak ses ritim tutardı. Dünyanın en güzel çayları o günlerde içilirdi.


En azından sobanın etrafındakilere öyle gelirdi.


Soba, çaydanlık ve insanlar başlıklı her yazı eskiye gömülüp ne bir yerde dillenecektir ne de yazılacaktır.


Çünkü vahşi kapitalizm “eski” ile ilgili bir bağ kurmamıza izin vermez. Sistem eskiyi unutmak ve dillendirmemek üzerine kuruludur.