Tüm uyarılara rağmen hastanelerin acil servislerindeki yoğunluk her geçen gün daha da artıyor. Gerçek acil vakalarla birlikte basit sağlık sorunları için yapılan başvurular da sistemi kilitlerken, uzun bekleme süreleri, sağlık çalışanlarının artan iş yükü ve hasta mağduriyetleri artık göz ardı edilemez boyuta ulaştı. Konuya ilişkin busabahmalatya.com’a açıklamalarda bulunan Malatya İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. Cezmi Karaca, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.
Hastalara şiddetle ilk olarak aile hekimlerine gitmeleri tavsiyesinde bulunduklarını dile getiren Karaca, hastanelere müracaat eden hastaların yüzde 75’inin rahatsızlığının birinci basamak sağlık kuruluşlarında halledilebileceği rahatsızlıklar olduğunu söyledi.
“AİLE HEKİMLERİ ZATEN HASTANELERE YÖNLENDİRİYORLAR”
Hastaneler önünde yığılmalar olduğunu belirten Karaca,
“Biz vatandaşlarımızın aile hekimleriyle daha samimi olmalarını, bir aile dostu gibi görmelerini istiyoruz. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin daha çok kullanmalarını arzu ediyoruz. Çok iddialı söylüyorum hastanelere giden hastaların yüzde 75’i birinci basamak sağlık kuruluşlarında halledilebilir. Vatandaşlarımız illaki hastanelere gitmek istiyorlarsa aile hekimlerine gidecekler daha sonra aile hekimleri bir ihtiyaç olduğu zaman onları zaten hastanelere yönlendiriyorlar. Dolayısıyla hastanelerin önündeki yığılmaların önüne geçmiş olacağız”
şeklinde konuştu.
“ÇOK CİDDİ BİR MADDİ KÜLFET GETİRİYOR”
“Vatandaşlarımız her şey için hastaneye gitmesinler” diyen Karaca sözlerine şöyle devam etti:
“Bir solunum yolu enfeksiyonu için hastanelere gitmenize gerek yok. Serum taktırmak diye bir şey yok. Serum hastalığı bizim ülkemizde var, başka ülkede yok. Serumun bir faydası da yok. Ben 33 yıllık hekimim, Enfeksiyon Hastalıklar Uzmanıyım. Hayatımda bir defa serum taktırmadım. Eşim de çocuklarım da taktırmadı. Evinizde bol sıvı alacaksınız, istirahat edeceksiniz, nane limon kaynatıp içeceksiniz, bir tane de ağrı kesici alacaksınız. Yapılacak şey bu. Gidip serum taktırıyorsunuz, içerisine ağrı kesici koyuyoruz, su içilip halledilecek şeyi biz serumla veriyoruz. 3-4 saat sonra yine benzer şikayetler ortaya çıkacak. Bu nedenle kendinize kötülük etmeyin. Ne gereği var kalbinize yükleniyorsunuz. Enfeksiyon kaynağı olabiliyor, damar patlayabiliyor, şişme oluyor, morarıyor. Çok ciddi bir maddi külfet getiriyor. Buna hiç gerek yok. Bunu çok iddialı söylüyorum, gitmeyin.”

“NÖBETTEN ÇIKAN ARKADAŞLARIMIZ HARPTEN ÇIKMIŞ GİBİ YORULUYORLAR”
Bir nöbette 300-400 hastaya bakıldığını söyleyen Karaca,
“Hastalıklar bizde 3 gruba ayrılır. 1-Yeşil Alan, 2-Sarı Alan (orta hastalıklar), 3-Kırmızı Alan (acil-kritik hastalıklar) hastalıkları. Acil servise gelen hastalarımızın yüzde 65’i yeşil alana gelmiş. Yeşil Alan hastalarının hastanede işi yoktur. Bunlar birinci basamak sağlık kuruluşlarında halledilmesi gereken hastalıklardır. Sayısal olarak yeşil alan hastalarının sayısı bu kadar yüksek olunca hekimlerimiz gerçekten acil olan hastalarımızı gözden kaçırabiliyorlar. Acil servis adeta bir harp alanı gibi. Nöbetten çıkan arkadaşlarımız harpten çıkmış gibi yoruluyorlar. Bir nöbette 300-400 hasta bakılır mı? Sizin ailenizde bile bir gün acil ve müdahale edilmesi gereken bir hastanız olabilir ama sırf konfor için, lüks için, rahatlamak için yoğunluktan dolayı acil olan hastanızı gözden kaçırabiliriz. Bundan dolayı vatandaşlarımızın mümkün olduğu kadar acil servislere gitmemelerini istiyoruz”
ifadelerini kullandı.







