Dr. Karaca, kolon kanseri riskini artıran faktörler arasında aşırı alkol tüketimi, sigara tiryakiliği, obezite, işlenmiş ve raf ömrü uzun gıdaların fazla tüketimi, insülin direnci, aşırı radyasyon maruziyeti ve bağışıklık sisteminin baskılanmasını saydı.
Kolon kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 70’inin öngörülemez şekilde ortaya çıktığını belirten Karaca, genetik faktörlerin de önemli olduğunu söyledi. Kalıtsal genetik mutasyonlar, vakaların yüzde 3-5’ini oluştururken, ailede kolon kanseri öyküsü bulunan kişilerde riskin daha yüksek olduğunu vurguladı. HNPCC, FAP ve Peutz-Jegher polipozisi gibi mutasyonların kolon kanseri riskini artırdığı ifade edildi.
ERKEN TEŞHİS VE TARAMANIN ÖNEMİ
Karaca, erken teşhisin hayat kurtardığını belirterek, kolonoskopi taramasında belirlenen adenom ve poliplerin kanser riskini artırdığını söyledi. Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı gibi iltihabi bağırsak hastalıklarında da riskin zamanla yükseldiği kaydedildi.
TEDAVİ YÖNTEMLERİNDE YENİLİKLER
Kolon kanserinde cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, hedefli tedavi ve immünoterapi gibi yöntemlerin yaşam süresini uzattığını belirten Karaca, ameliyat sonrası kalan kanserli hücreleri yok etmek ve tekrarlama riskini azaltmak için adjuvan kemoterapinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Kanserin bulunduğu bölgedeki lenf düğümleri, bağırsaktaki perforasyonlar ve hızlı büyüyen hücre tipleri tedavi planını etkiliyor ve kişiye özel uygulamalar başarı şansını artırıyor.
Dengeli beslenme, sigara ve alkol kontrolü, düzenli taramalar ve doktor önerilerine uygun tedavi, kolon kanseri riskini azaltmak ve yaşam kalitesini artırmak için kritik önemde.






