Zenginlik içinde başladığı ömrünü, bir şehrin kaderini değiştirerek noktaladı; ancak sonu kimsenin hayal edemeyeceği kadar sarsıcı oldu. Malatya'nın kalbinde yükselen o hamamın ardında, bir kadının servetini iyiliğe kurban edip karpuz kabuğuyla yıkanmak zorunda kaldığı inanılmaz bir dram gizli. İşte Malatya'nın unutulmaz ismi Mercimek Hatun'un yürek sızlatan o hikâyesi..

ZENGİNLİKTEN VAKIF KÜLTÜRÜNE UZANAN YOL

Eski Malatya’nın en güzel ve en varlıklı isimlerinden biri olan Mercimek Hatun, hayatını sadece kendi refahı için değil, toplumun huzuru için yaşadı. Genç yaşta dul kaldıktan sonra büyük bir servetin yönetimine geçen Hatun; tarlalarını, hayvanlarını ve elindeki tüm imkanları yoksulların, yetimlerin hizmetine sundu. Selçuklu ve Osmanlı vakıf kültürünün en zarif örneklerinden birini sergileyen bu asil kadın, Battalgazi’nin kalbi olan Meydanbaşı Mahallesi’nde yaptırdığı tarihi hamam ile adını ölümsüzleştirdi.

HAMAM YAPTIRDI, KARPUZ KABUĞUYLA YIKANDI!

Mercimek Hatun’un hikayesini asıl "efsane" kılan ise hayatının son demlerindeki o büyük dramdır. Sahip olduğu her şeyi hayır işlerine harcayan, kapısına gelen hiç kimseyi boş çevirmeyen bu yüce gönüllü kadın, ömrünün sonunda büyük bir maddi imkansızlığın içine düştü.

Tam 800 yıldır orada duruyor! Malatya’daki o taş Türk-İslam tarihinin tek tanığı
Tam 800 yıldır orada duruyor! Malatya’daki o taş Türk-İslam tarihinin tek tanığı
İçeriği Görüntüle

Halk arasında nesilden nesile aktarılan rivayete göre; şehre koca bir hamam miras bırakan Mercimek Hatun, vefatına yakın günlerde temizlenecek sabun dahi bulamadığı için karpuz kabuğu kullanarak yıkanmak zorunda kalmıştır. Kendi yaptırdığı hamamın gölgesinde, yokluk içinde ama gururla verdiği bu son nefes, Malatya tarihinin en büyük fedakârlık öyküsü olarak kayıtlara geçmiştir.

MEZARI KAYIP AMA MİRASI AYAKTA

Ölümünün ardından Kırklar Mezarlığı’na defnedilen Mercimek Hatun’un mezar taşı bugün kaybolmuş olsa da, bıraktığı en büyük eser olan Mercimek Hatun Hamamı hala dimdik ayakta. Battalgazi’nin tarihi ve turistik rotasında önemli bir durak olan bu yapı, sadece bir taş bina değil, bir iyilik abidesi olarak yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

Bir yanda şehre miras kalan koca bir hamam, diğer yanda yokluk içinde karpuz kabuğuyla yıkanan bir hayırsever... Mercimek Hatun’un hikayesi bize şunu hatırlatıyor: Asıl zenginlik, kasalarda birikenler değil, bir yetimin yüzündeki tebessüm ve öldükten sonra dua ile anılan bir isimdir. Bugün lüks içinde yaşayan modern dünyanın, Mercimek Hatun’un o mahzun ama vakur sonundan alacağı çok büyük dersler var. İyilik, bazen her şeyini kaybetmeyi göze alabilmektir.

Muhabir: Nisa Taştan