Tarih boyunca kuzeyi güneye, doğuyu batıya bağlayan hayati bir düğüm noktası üzerinde yer alan Malatya, Fırat Nehri'nin sunduğu doğal sınır ve geçit imkânlarıyla medeniyetlerin vazgeçilmez askeri ve idari üssü oldu. Arslantepe’den günümüz Battalgazi ilçesine uzanan bu köklü tarih, Doğu Anadolu’nun bölgesel güvenlik ve ticaret haritasını asırlar boyunca şekillendirdi.

Roma Ordusunun Fırat Kıyısındaki Kalesi Melitene ve 12. Lejyon

FotoMaraton ile Malatya’nın görsel hafızası kayıt altına alınıyor
FotoMaraton ile Malatya’nın görsel hafızası kayıt altına alınıyor
İçeriği Görüntüle

Romalıların imparatorluk genelindeki 30 lejyonundan ikisini Fırat kıyısına konuşlandırması, bölgenin ne denli kritik bir nokta olduğunu gözler önüne seriyor. Bu devasa güçlerden biri olan Legio XII Fulminata (12. Yıldırım Lejyonu), Melitene’ye (Malatya) gönderilerek Doğu hudutlarının ana bekçisi haline getirildi. Samosata’da (Samsat-Adıyaman) konuşlanan Legio XVI Flavia ile birlikte Karadeniz'den Zeugma'ya kadar uzanan sınır hattının güvenliği buradan sağlandı.

Romalıların 12. Lejyon'u Malatya'ya yerleştirmesinde; kentin stratejik bir yol kavşağında yer alması, Fırat'ın geçit vermesi, zengin su kaynakları ve bol yiyecek depolarına sahip olması belirleyici oldu. 12. Lejyon'un gelişiyle birlikte Arslantepe’deki şehir merkezi, 4 kilometre kuzeye, bugün Battalgazi olarak bilinen bölgeye taşındı.

Surların İnşası ve Sınır Mücadeleleri

  • Traianus Dönemi (M.S. 98-117): Şehrin etrafı ilk kez surlarla çevrildi. Melitene, Parthlara karşı geçilmez bir sınır üssü ve askeri yolların kavşağı haline geldi.
  • Constantinus Dönemi (M.S. 363): Sürekli saldırılarla yıpranan şehir surları tamir ettirilerek genişletildi.
  • İmparatorluk Bölünmesi (M.S. 395): Theodosius Magnus'un ülkeyi oğulları arasında bölmesiyle Malatya, Arcadius’a düşen Doğu Roma (Bizans) sınırları içinde kaldı.

Arkeolojik İzler ve Malatya Müzesi’ndeki Hazineler

Roma dönemine ait askeri karargâh yapıları zamanla tahrip olmuş olsa da Malatya Kültür Envanteri yüzey araştırmaları bölgenin zengin geçmişini kanıtlıyor:

  • Kaya Mezarları ve Tümülüsler: Arapgir, Akçadağ, Arguvan, Darende, Doğanşehir, Hekimhan, Yazıhan ve Yeşilyurt ilçelerinde çok sayıda Roma dönemine ait mezar odası ve tümülüs tespit edildi.
  • Tarihi Yollar ve İleri Gözetleme Kuleleri: Arapgir’in Esikli ve Gözeli (Kuyulan) köylerinde korunabilmiş antik yol izleri; Doğanşehir, Pütürge ve Hekimhan’da ise kale yerleşim kalıntıları ile gözetleme alanları bulundu.
  • Bu sahalardan elde edilen tüm kültürel buluntular bugün Malatya Müzesi çatısı altında sergilenmektedir.

Bizans Dönemi Likandos Temi ve Derme Suyu’nun Hayat Verdiği Şehir

Doğu Roma yönetiminde "Likandos" adı verilen ve İmparator Akilleon (457-474) tarafından imparatorluğun 12. Eyaleti (Temi) ilan edilen Malatya, 532 yılında İmparator Justinianus zamanında surları restore edilerek müstahkem bir eyalet merkezine dönüştürüldü. Kentin su ihtiyacı, bugün olduğu gibi Derme Suyu olarak bilinen Gündüzbey kaynaklarından karşılandı.

Kadim Yerleşimler ve Paha Biçilmez Altın Sikkeler

Bizans döneminde kentin çevresinde gelişen pek çok yerleşim günümüzde de varlığını sürdürüyor:

  • Tarihi Yerleşimler: Gündüzbey, Yeşilyurt, Yakınca, Banazı, Bostanbaşı ve Tecde alanlarında Bizans dönemine ait mozaikli havuz ve ev kalıntıları bulundu.
  • Tecde Kazıları (1985): Zirai Araştırma İstasyonu meyve fidanlığı alanındaki kazılarda 7 adet altın Bizans sikkesi ele geçirildi.
  • Battalgazi Kazıları (1993): Belediye hamam inşaatı hafriyatında VII. Mikhael Dukas (1071-1078) dönemine tarihlenen altın sikkeler bulundu. Bu eserler Malatya'da Bizans döneminin son evrelerini simgelemektedir.

İslam Dönemi Avasım Merkezi ve Battal Gazi Efsanesi

  1. yüzyıldan itibaren Bizans ile Müslüman Araplar arasında sık sık el değiştiren Malatya, "Avasım" (sınır muhafaza kenti) olarak stratejik bir konuma getirildi. Muaviye döneminde Suriye ve Irak'tan getirilen nüfusla şehir müstahkem bir garnizona dönüştürüldü.

Şehit Düşen Komutanlar ve Anadolu'nun Kapısı

  • Emeviler ve Abbasiler: Halife Ömer bin Abdülaziz, Halife Hişam, El Mansur ve Harun El Reşit dönemlerinde şehir defalarca onarıldı ve surları tahkim edildi.
  • Efsaneleşen İsimler: Bizans’a karşı yürütülen seferlerde Malatya ile özdeşleşen Abdullah el-Battal (Battal Gazi) ve silah arkadaşı Abdulvahap, bölgedeki direnişin sembolü oldular.
  • Yakubilerin Yerleştirilmesi (970): Bizans İmparatoru II. Nikephor Focas, savunmasız kalan Malatya’yı yeniden canlandırmak amacıyla Suriye Yakubilerini kente yerleştirdi.

Anadolu'nun tamamen Türkleşmesine kadar Bizans ve Müslüman Araplar arasında paylaşılamayan bu kadim şehir; Roma’nın Yıldırım Lejyonu’ndan Battal Gazi efsanesine uzanan surlarıyla Anadolu tarihinin en sağlam yapı taşlarından biri olmayı sürdürüyor.

Kaynak: T.C. Malatya Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü - Malatya Kültür Envanter

Muhabir: Nisa Taştan