Malatya futbol tarihine altın harflerle yazılabilecek bir maçı geride bıraktık. Son yılların en başarılı futbol takımı Beşiktaş’ı alnımızın akıyla ağırlayarak, şehrimizden “güle güle” yolcu ettik.

Porto maçında Beşiktaş’ın ortaya koyduğu iyi futboldan sonra, herkesin beklentisi Yeni Malatyaspor müsabakasının siyah-beyazlılar açısından kolay geçeceğine yönelikti. Aslında ben dahil çoğu Malatyalı’nın düşüncesinin her ne kadar Erol Bulut ve öğrencilerine sonsuz güvensek bile 1-2 farklı mağlubiyetin normal karşılanacağı yönündeydi. Maçtan önce yakınımdaki insanlara “eğer kaplanlar bu müsabakadan puanla ayrılırsa; bilin ki taraftarının gücünü arkasına aldığı için.” İmasından bulundum. Öyle de oldu. Yeni Malatyaspor, yaklaşık 25 bin taraftarının cesur bakışları arasında Şampiyonlar Ligi’nde son 16 kalan temsilcimiz önünde, hak ettiği altın değerindeki 1 puanı almayı başardı.

Taraftar oyunculara cesaret verdi!

Cumartesi günü Malatya’nın doğusu panayır alanı gibiydi. Binlerce Malatyalı, saatler öncesinden stada akın akın gitmeye başladı. Öğlen saatlerinden itibaren 3 şeritli Elazığ yolu üzerinde iğne atsan yere düşmezdi. Stadyuma arabalarıyla ulaşamayanlar en yakın mesafede araçlarını park edip yürüyerek ulaşmaya çalıştılar. Oyuncuların ısınmak için sahaya çıkmasıyla Yeni Malatya Stadı’nda büyük coşku ve tezahüratlar aldı başını yürüdü. Rakip her ne kadar Türkiye’nin en güçlü takımlarından olsa da, Malatyalılar da futbola olan yakınlıklarıyla takımlarına ilk andan itibaren hiç susmadan tezahürat yaparak güç ve cesaret verdiler.

Maçın kaderi Sadık’ın kafası!

Bülent Yıldırım’ın maçın başlama düdüğünü çalmasıyla bütün gözler pür dikkat oyuncular üzerine çevrildi. İlk 20 dakika da sarı-kırmızılı takımımız Beşiktaş’ın beklemediği şekilde maça önde başladılar. Adem ile kanatları kullanmak istemiz o bölgede siyah-beyazlı 3 oyuncuyla önlem alınmasına neden oldu. Sağlı, sollu gelişen ataklarımızda Beşiktaş savunması ciddi hatalara zorlandı. Bu durum Yeni Malatyaspor’un ilk yarıda iştahını artırdı. Bana göre Sadık’ın kafa vuruşuyla direkten dönen gol pozisyonu maçın kaderiydi. O dakikalarda gelebilecek 1 gol Beşiktaş’ın zaten Pepe’nin sakatlanmasıyla değişen planların iyice değişmesine neden olacaktı. Belki de rakip savunmanın hata yapma olasılığı daha da artacaktı. Neyse bu varsayımlarla sonuçta puan alınmıyor.

Eren olsaydı...

Erol hocanın antrenmanlarda futbolcularına verdiği taktikler ve motivasyon yüzde 90 başarılı şekilde sahaya yansıtıldı. Beşiktaşlı oyuncular maç yorgunluğu ile sahaya çıkmış olmalarına rağmen kondisyon anlamında Yeni Malatyasporlu oyunculardan oldukça üstünlerdi. Bu maçta sarı-kırmızılı 1-2 oyuncu haricinde tüm futbolcuların kondisyon eksikliği olduğu gün yüzüne çıkmış oldu. Özellikle Boutaib her ne kadar fırsatçı bir golcü konumunda olsa da güçlü savunma oyuncuları karşı varlık gösteremiyor. Faslı oyuncuyu rakip defansta serbest bırakacaksınız ki topu filelerle buluştursun imajını eminim herkes anlamıştır. Chebake tam olmasa da gücünü sahaya yansıtabilmeyi başardı. Pereira uzun bacaklarını ve topu iyi kontrol etme becerisiyle sahada üzerine düşeni yapan bir diğer oyuncuydu. Yalçın ve Sadık ikilisi bu maçta yıldız gibi parlayan oyunculardı. Sadık’ın kafa vuruşunda şans eğer bu oyuncu yanında olsaydı, şuan 1-0’ın oyuncunun değerini ne kadar artırdığını konuşuyor olacaktık. Dening ve Barazite değişiklikleri çok geç yapıldığını düşünüyorum. Arjantinli oyuncunun ikinci 45 dakikanın başında neden oyuna dahil edilmeyişi Erol Bulut’a mutlaka sorulmalı. Belki sistem olarak oyuncu grubunun motivasyonunu dağıtmak istememiş olabilir ama Dening oyuna girdikten sonra maça hareketlilik getirdi. Bu arada oynaması halinde kendimi “Eren Tozlu, Khalid’den daha fazla rakip defans çizgisi içerisine girip çıkabilirdi” demekten de alı koyamıyorum. Tozlu’nun kafayla attığı golleri, savunma hattını yarıp kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonları artık özlüyoruz…