Bozgunculuk yaparak polislerimiz ve askerlerimizi öldüren hainler, insanlığın hiçbir duruşuna sığınamazlar.
Yoklukla büyüttükleri evlatlarını polis olarak bir güvenceye emanet eden analara, nasıl bir savunma verebilirler?
Anneler resmen savaşın olmadığı bir ülkede kasten öldürülen çocuklarını toprağa gömseler de her zaman dik durarak, önce Allah’tan sonra evlatlarını emanet ettikleri devletten teselli isterler.
Bugün geldiğimiz noktada iç savaşa zorlanan iki kardeştir…
Terör insanların cahillikleri üzerine tahtını kurar; okuyan bilinçlenen insanlar değil kardeşine silah çekmek başka milletlere bile barışı taşır.
Biz Ağrı Dağı’nı milletimize çatı, Karadeniz’i kuzey penceremiz, Urfa’yı şanlı, yanımız Antep’i gazi, nişanımız Ege’yi efe yapmış, kardeşimiz İstanbul’u fethetmiş ve İç Anadolu’da Mevlevi olup; her omzu kardeş omzu bilmişiz.
Biz kocaman bir aileyiz.
Bizi birbirimize ırak eden ve düşman gösteren her cahile bir kalemle cevap veren millet seven insanlara ihtiyacımız var…
Bizde bir söz vardır;
“Düşman gelse verecek ekmeğim yok.”
Medeniyete bakın…
Dostunu bırakın kapısına gelen düşmanın aç karnını kendine dert eden ve yokluğu bu kadar güzel anlatan başka bir millet bulamazsınız, bulamayız.
Artık bizler içerden gelen hançerle, kahpe kurşunla ölen Mehmetçik haberi duymak istemiyoruz…
Bizler, düşmanı bile evine sığındığında onun canını koruyan, karnını doyuran, dünyada eşi benzeri olmayan güzel bir milletiz…
Ve biz Kürt-Türk aynı coğrafyanın kardeş milletleriyiz…
Derler ki;
“Kardeş kardeşi bıçaklar döner kucaklar.”
Artık kardeşin kardeşi bıçakladığı bu günler bitmeli ve bu iki kardeş kucaklaşmalıdır…