27 binin üzerinde işsizi olan bir vilayette ki bu 27 bin aile demek, şehrin çok da sağlıklı düşünmesi beklenemez maalesef!

İşsizliği meslek haline getirmek zorunda olan çoğu insanın yeri veya mekânı çay ocaklarıdır.

Malatya’da çay ocağı kültürü diye bir olgu vardır ve bu olgu çok da karmaşık değildir.

Millet olarak gittiğimiz her yerin ciro hesabını yaptığımız için çay ocağı günlük ciro hesapları yapan işsizlerin veya işini beğenmeyen grubun iş yeri sahibi olma hayali aslında çok duygusaldır.

Geçen gün Facebook’da bir arkadaşım yazmıştı ve çok gülmüştüm:

“Şeytan diyor ki git bi çay ocağı aç” kalıbı aslında Malatya’da çoğu işsizin hayalidir.

Geçen gün bir çay ocağında iki kişinin konuşmasına kulak kabarttım…

Biri: Yav kardeşim bir bardak çay yetmiş beş kuruş… Yetmiş beş…

Diğeri: Valla doğru söylüyorsun, bir bardak çay yetmiş beş kuruş olur mu?

Biri: Konumuz o değil…

Diğeri: Ne konusu, hangi konu…

Biri: La oğlum bir bardak çay yetmiş beş kuruş diyorum. Bir günde, hiç satmasan yine yüz çay satarsın.

Diğeri: La iki yüz de satılır…

Biri: Biz yüz diyek… Ne eder?

Diğeri: Yetmiş beş çarpı yüz… 750 milyon…

Biri: Lan yok, 75 milyon eder.

Diğeri: He he doğru ama iyi para… Aylık ne eder acaba?

Biri: Aylığa geleceğiz. 25 milyonu masraf olsun sana kalıyor 50 milyon. Aylık eder 1,5 milyar para…

Diğeri: Valla iyi kazanç, başkasının yanında bu parayı kazanabilir misin?

İşsizin ruh halini iyi anlamak gerekir ve çoğu zaman bu ruh hali çok basit gözükür ama içinde karmaşık duygular yatabilir.

Hiçbir geliri olmayan bir işsizin kafası aslında çok meşguldür.

Sürekli hesaplamalar yapar ve hiçbirinde o hesaplar uygulamaya geçmez.

Sadece söylemde kalır.

İşsizliğin bir nedeni de “iş beğenmeme” durumudur. Bu konuyu daha önce yazdım ama ortada sürekli artan bir “işsiz ordusu” var. Birileri sürekli çocuklarını bir yerlere aldırtıyor.

Kimse de “hak” sözcüğünü düşünmüyor. Ama inanın çok “ah” alınıyor. En azından bu işsiz ordusu çok “ah” çekiyordur.