Reşat Nuri Güntekin’in yazdığı, Erzurum Devlet Tiyatroları’nın oyunlaştırıp sergilediği ve Mehmet Yıldız yönetmenliğindeki ‘Hülleci’ adlı seçkin bir tiyatro oyunu izledik.
Oyun; Osmanlı’yı, yakın tarihimizdeki çıkar ilişkilerinin vardığı noktayı ve menfaatçilik durumlarının toplumu nasıl içten içe kemirdiğini anlatıyor. Tüm bunların yanında oyunda ‘kadın’ konusu da işleniyor. Aile ve kuralların içine hapsedilmiş kadınları ezmek isteyen algı şekli izleyenlere sunuluyor.
***
Yüce dinimiz İslam ve onu kendince kendi kafasına göre yorumlamaya çalışan insan arasında med-cezir benzeri bir sürüklenme var günümüzde. İslam’ın insan odaklı kapsayışına kavuştuğumuz zaman huzuru bulacaktır insanoğlu. Ancak İslam’ı dünya çıkarları için menfi şekilde kullanmaya devam ettiğimiz sürece ‘huzur’ sadece kelimelerde kalır.
Hülleci oyununda da İslami kaideleri kendilerince insanları yönetmek ve çıkar sağlamak için kullanan insanların gayri ahlaki durumlarını izledik.
Olası bir sürçmenin bizi hayat kalpazanları tarafından ne hallere düşüreceğine dehşetle şahit olduk.
Günümüzde dahi bu ve benzeri işler olagelmiştir.
Milliyetçiliği kaynaşmak değil de ayrışmak gibi lanse eden ve menfaat sandalında insanlığı alabora ederek mide bulandıran, okumuş da olsa cahilliği iskeletinde yaşatan nice vatan haini ile aynı vatanda yaşayan ve karıncayı ezmekten kaçan, okumamış, okul yüzü görmemiş ama iskeletinde âlimlik olan insanlarımız var bizim…
Mesele okumak ya da okumamak değil…
Mesele kalbinde merhamet çiçekleri, sevgi baharları yetiştirmektir.
Yoksa kuru susuz çöl yüreklere milyon kere çiçek eksen de alacağın; insanlıktan yoksun kurumuş dallar olur.
Bu gün ve bundan sonraki günlerde şehit edilen her Mehmetçik zalimlerin gözlerini daha karartacak ve en sonunda kör olacaklardır.
Ve bir gün birbirlerini vurup kan emici vampir misali birbirlerinin kanlarında boğulacaklardır.
Gelecek hafta 25-26 Mart tarihlerinde sergilenecek olan Uçlar adlı oyunumuza, siz sanatseverleri bekliyoruz.
Hoşça kalın…